zula

zor

Fa/OFa zūr/zōr زور zgüç, şiddet, kuvvet, zahmet ≈ Ave zāwar- a.a. ≈ Sans śūra शूर zgüçlü, kuvvetli, yiğit

zoraki

§ Fa zōr زور z +? Yun +aki -ακι z

zorba

Fa zōrbāz زورباز zgüç gösterisi yapan, pehlivan

zorunlu

YTü zorun mecburen +lI(g) TTü zor +(I)n

zuhur

Ar ẓuhūr ظُهُور z [#ẓhr fuˁūl msd.] 1. belirme, görünme, 2. görüntü, parıltı, gösteriş Ar ẓahara ظَهَرَ zışıdı, parladı, belirdi

zula

zula etmek "saklamak (argo)" [ Mikhailov, Matériaux sur l'argot et les locutions..., 1929]
zula etmek: 1. Faire passer l'objet volé de main en main [çalıntı malı elden ele geçirmek], 2. Recéler. [ Osman Cemal Kaygılı, Argo Lugatı, 1932]
zula: Kaçırmak, kaybetmek, saklamak. 'Zula et şunu be kardeşim, başımıza iş çıkarmayalım.'

Yun zúla ζούλα z1. tabaka haline getirilmiş esrar, 2. kaçak (mal), gizli (yer) Yun zuló ζουλώ zsıkmak, ezmek, bastırmak

Benzer sözcükler: zulalamak


12.03.2018
zulmet

Ar ẓulma(t)/ẓulūma(t) ظُلْمَة z [#ẓlm fuˁla(t) mr.] karanlık Ar ẓalima ظَلِمَ zhava karardı

zulüm

Ar ẓulm ظلم z [#ẓlm fuˁl msd.] a.a. Ar ẓalama ظَلَمَ zzulmetti ≈ Ar ẓalima ظَلِمَ zkarardı (≈ Akad ṣulmu siyah ≈ Akad ṣalāmu karanlık olma )

zum

İng zoom (uçak) pike yapma, (kamera) ani yaklaşma İng zoom çizgi romanlada uçak sesi

zurna

Fa sūrnāy/surnā سورناى/سرنا zbir üflemeli çalgı, zurna

zü+

Ar ḏū ذو z [#ḏw] sahip, malik