zirzop

zira

Fa zīrā زيرا zçünkü, şundan ötürü Fa zīr زير zalt

ziraat

Ar zirāˁa(t) زراعة z [#zrˁ fiˁāla(t) msd.] 1. ekin ekme, tohum saçma, 2. çiftçilik Ar zaraˁa زرع zekin ekti, tohum attı

zirkon

Fr zircon kızıl renkte bir süs taşı Alm Zirkon a.a. (İlk kullanım: 1789 Martin Heinrich Klaproth, Alm. kimyacı.) Ar zarḳūn زرقون z1. parlak kırmızı renk, 2. bu renkte bir süs taşı Fa āzargūn آزرگون z1. ateş rengi, 2. şakayık çiçeği, parlak kırmızı renk § Fa āzar آزر zateş Fa gūn گون zrenk (≈ Aram zarag/zargon זַרְגוּן zşakayık çiçeği, şakayık rengi )

ziruh

Ar ḏī rūḥ ruh sahibi, ruhu olan canlı

zirve

Ar ḏirwa(t) ذروة z [#ḏrw fiˁla(t) mr.] her şeyin üst ve yüksek kısmı, özellikle deve hörgücü <? Ar ḏarā ذرا zsaçtı, yele savurdu

zirzop

[ Ali Bey terc., Kitab-ı Mukaddes, 1665]
her kim karındaşına zirzop diyecek olursa mahfile müstahakk ola ve her kim ȯŋa ahmak dėse cehennem âteşine müstahakk ola "şımarık?" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
Edirnekapusundan taşra çıkıp gün yüzü görmemiş lapadan hoppa ve zirzop bed-χūy çelebiler. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
zırzob زٖرزوب: Münasebetsiz, delişmen.

?


13.04.2019
zişan

Ar ḏū şāˀn ذو شأن zşanlı, ün sahibi § Ar ḏū ذو zsahip Ar şāˀn شأن zün

ziya1

Ar ḍiyāˀ ضياء z [#ḍwA fiˁāl ] ışık, ışın Ar ḍāˀa ضَاعَ zışıdı, parladı

ziya2

Ar ḍiyāˁ ضِيَاع z [#ḍyˁ fiˁāl msd.] kaybolma, telef ve heder olma Ar ḍāˁa ضَاعَ zkayboldu, zayi oldu

ziyade

Ar ziyāda(t) زيادة z [#zyd fiˁāla(t) msd.] 1. artış, çokluk [isim], 2. artık, çok [sıfat] Ar zāda زاد zarttı, çoğaldı

ziyafet

Ar ḍiyāfa(t) ضيافة z [#ḍyf fiˁāla(t) msd.] konuk ağırlama, konukseverlik Ar ḍāfa ضَافَ zkonuk oldu