zir

zincifre

Arapça ve Farsça zancafr veya zincifr زنجفر z "kızıl renkli bir mineral ve bundan elde edilen boya, civa sülfit" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen zngūprā veya sūngprā זנגופרא/סונגפרא z sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Fenike dilinde bir sözcükten alıntıdır.

zincir

Farsça zancir veya zincīr زنجير z "zincir" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen zangīl sözcüğünden evrilmiştir.

zindan

Farsça zindān زِندان z "hapishane" fiilinden alıntıdır. Farsça fiil Orta Farsça zēndān "1. silahhane, cephane saklama yeri, 2. zindan" fiilinden evrilmiştir. Bu sözcük Orta Farsça zēn "silah" sözcüğünden türetilmiştir. (NOT: Orta Farsça sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen zaena sözcüğü ile eş kökenlidir. )

zinde

Farsça zinde زنده z "canlı, diri" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen zīvandag sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Orta Farsça zīvistan "yaşamak, canlı olmak" fiilinden +anda ekiyle türetilmiştir. Orta Farsça fiil Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *gʷih₃-wó-s (*gʷī-wó-s) biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *gʷei̯h₃- (*gʷei̯o-) "canlı olmak, yaşamak" kökünden türetilmiştir.

zinhar

Farsça zinhār veya zinahār زنهار z "aman! sakın! (ünlem)" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça az "[bileşik adlarda] den (edat)" ve Farsça nahār نهار z "korku, vehim, bela, sakınacak şey" sözcüklerinin bileşiğidir.

zir
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
zīr ü bālā yirleri [alt ve üstte yerleri] bellü beyān zir ü zeber [ Meninski, Thesaurus, 1680]
zīr ü zeber ve χāke beraber [altüst ve yerle yeksan] ziri zemin [ Meninski, Thesaurus, 1680]
zīri zemīni ve evci āsumāni tecessüse başladı [yerin altını ve göğün üst tabakasını kurcalamaya başladı]

Köken

Farsça zīr زير z "aşağı, alt" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça yazılı örneği bulunmayan *az īr "alttan" biçiminden evrilmiştir. Bu sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen ēr sözcüğünden türetilmiştir. Orta Farsça sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen aḏairi sözcüğü ile eş kökenlidir. Avestaca sözcük Sanskritçe aynı anlama gelen ādhara आधर z sözcüğü ile eş kökenlidir.

Benzer sözcükler

zirizemin, zirüzeber

Bu maddeye gönderenler

zira


21.04.2015
zira

Farsça zīrā زيرا z "çünkü, şundan ötürü" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça zīr زير z "alt" sözcüğünden türetilmiştir.

ziraat

Arapça zrˁ kökünden gelen zirāˁa(t) زراعة z "1. ekin ekme, tohum saçma, 2. çiftçilik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça zaraˁa زرع z "ekin ekti, tohum attı" fiilinin fiˁāla(t) vezninde masdarıdır.

zirkon

Fransızca zircon "kızıl renkte bir süs taşı" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Almanca aynı anlama gelen Zirkon sözcüğünden alıntıdır. (İlk kullanımı: 1789 Martin Heinrich Klaproth, Alm. kimyacı.) Bu sözcük Arapça zarḳūn زرقون z "1. parlak kırmızı renk, 2. bu renkte bir süs taşı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Farsça āzargūn آزرگون z "1. ateş rengi, 2. şakayık çiçeği, parlak kırmızı renk" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça āzar آزر z "ateş" ve Farsça gūn گون z "renk" sözcüklerinin bileşiğidir. (NOT: Farsça sözcük Aramice/Süryanice zarag veya zargon זַרְגוּן z "şakayık çiçeği, şakayık rengi" sözcüğü ile eş kökenlidir. )

ziruh

Arapça ḏī rūḥ "ruh sahibi, ruhu olan canlı" deyiminden alıntıdır.

zirve

Arapça ḏrw kökünden gelen ḏirwa(t) ذروة z "her şeyin üst ve yüksek kısmı, özellikle deve hörgücü" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḏarā ذرا z "saçtı, yele savurdu" fiilinin fiˁla(t) vezninde ismi merresi olabilir; ancak bu kesin değildir.