zeyil

zevce

Ar zawca(t) زوجة z [#zwc fem.] dişi eş Aram zawgtā זַוּתָא za.a.

zevç

Ar zawc زوج z [#zwc] çift, çift olan şeyin teki, eş, karı veya koca Aram zawg זוג z [#zwg] çift, karı koca EYun zeûgos ζεῦγος za.a.

zevk

Ar ḏawḳ ذوق z [#ḏwḳ faˁl msd.] tad alma duyusu, tad, keyif Ar ḏāḳa ذاق ztattı, tadına baktı

zevzek

?

zeybek

?

zeyil

[ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
ḳuṣur ü ẕeyli ˁafv ile mestūr ve naẓar-i ḳabūl ile menẓūr ola [eksiği fazlası af ile örtülsün ve kabul gözü ile görülsün]

Ar ḏayl ذيل z [#ḏyl] kuyruk, giysinin eteği, uzantı, ek, ilave Ar ḏāla ذالَ zuzun idi, uzadı, kuyruk kaldırdı

Benzer sözcükler: zeyilname, zeyl


09.12.2014
zeyrek

Fa/OFa zīrak زيرك zhızlı, zeki, tetik

zeytin

Ar zaytūn زيتون z [#zyt çoğ.] zeytin taneleri Ar zayt زيت z [t.] zeytin, zeytin yağı Aram zeytā זיתא za.a. ≈ İbr zayt זית za.a. ≈ Fen zyt a.a.

zıbar|mak

≈? TTü zıbart-/zıbırt- dayak atmak, sopayla dövmek TTü zopa/zıbık/zıpçık sopa, değnek

zıbık

≈ TTü çubuk/çıbık ≈ Fa çūb çubuk ≈ Ar zubb زبّ zpenis

zıbın

Ar zabūn زَبُون z [#zbn] iç gömleği, entari (Kaynak: Lane sf. 1:1214)