zekât

zedele|mek

Fa zada زده zvurulmuş, darbe yemiş, çarpılmış

zehap

Ar ḏahāb ذهاب z [#ḏhb faˁāl msd.] görüş, kanı Ar ḏahaba ذهب z1. gitti, yola düştü, 2. bir görüşü benimsedi

zehir

Fa/OFa zahr زهر za.a. ≈ Ave jathra a.a. << HAvr *gʷhn-tro- öldürgen HAvr *gʷʰen- öldürmek

zehra

Ar zahrāˀ زَهراء z [#zhr faˁlā sf. fem.] ışıyan, parlak (dişil) Ar azhar أزهر z [afˁal sf.] ışıyan (eril) Ar zahara زَهَرَ zışıma, parlama

zekâ

Ar ḏakāˀ ذكاء z [#ḏky faˁāl msd.] 1. keskin olma, keskin kokma, ateş harlanma, 2. keskin koku, 3. (mec.) zihin pırıltısı, keskin kavrama yeteneği Ar ḏakā ذَكَا zkeskin idi, parladı, (ateş) harlandı

zekât

[ Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya, 1310]
zekât ve ṣadaḳāt [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
hem zekātın vire ol hem ˁöşrini

Ar zakā(t) زكاة z [#zkw/#zky faˁla(t) mr.] İslamda her yıl servetten ödenen sadaka, zekât Aram zəkūt זכות z [#zky] aklanma, beraat, hayır işi yapma Aram zəkā, zākah זָכָה, זְכָא zarınma, suçtan aklanma, haklı çıkma (Kaynak: Nöldeke sf. NB 25, Fraenkel sf. 23, Jeffery sf. 153, Jastrow sf. 398-399.)

Bu maddeye gönderenler: tezkiye


19.08.2017
zeker

Ar ḏakar ذكر z [#ḏkr faˁal ] 1. erkek, 2. erkeklik organı, penis ≈ Aram dəkar erkek çocuk, koç ≈ Akad zikaru erkek, penis

zeki

Ar ḏaki ذكٍ z [#ḏky faˁīl sf.] parıltılı, zekâ sahibi olan Ar ḏakā ذكا zkeskin idi, parladı, (ateş) harlandı

zelil

Ar ḏalīl ذليل z [#ḏll faˁīl sf.] düşkün, hor Ar ḏalla ذلّ zhor ve hakir idi

zelot

Fr zélote İng zealot yobaz, özellikle Yahudi tarihinde şiddetle yabancı düşmanı bir akım OLat zelotes a.a. EYun zēlōtḗs ζηλωτής za.a. EYun zêlos ζη̃λος ztaassup, asabiyet

zelzele

Ar zalzala(t) زلزلة z [#zl faˁfaˁa(t) q. msd.] yer sarsıntısı onom zalzala زلزل zsarsıldı