zargana

zar3

onom ağlama sesi

zarafet

Ar ẓarāfa(t) ظرافة z [#ẓrf faˁāla(t) msd.] zariflik Ar ẓarufa ظَرُفَ zzarif ve güzel idi, hoş göründü

zarar

Ar ḍarar ضَرر z [#ḍrr faˁal msd.] eksilme, sakatlık, kusur, hasar Ar ḍarra ضَرَّ zeksiltti, sakatladı

zarbo

?

zarf

Ar ẓarf ظرف z [#ẓrf faˁl msd.] 1. güzellik, zarafet, 2. dış yüz, kılıf, kabuk, 3. gramerde bir şeyin nerede ve nasıl yapıldığını belirten sözcük, zarf

zargana

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
zargana: Uzun burunlu mavi kemikli yılan balığı resminde [balık]

Yun zargána ζαργάνα zince ve uzun bir balık, belone belone ≈ EYun sargînos σαργῖνος zsürü halinde gezen bir balık, belki sardalya ≈? EYun sárgos σάργος zbaşka tür bir balık

 sargos

Not: Süry zāgar/zāgrā "küçük pulları olan bir tür büyük balık, belki turna balığı veya orkinos" ile benzerliği ilgi çekicidir. Yunanca balık isimlerinin birçoğu, Antik-öncesi dönemde, bilinmeyen bir substrat dilinden alınmıştır.


03.07.2015
zarif

Ar ẓarīf ظريف z [#ẓrf faˁīl sf.] zarafet sahibi, yakışıklı Ar ẓarufa ظَرُفَ zzarif ve şık idi, göze hoş göründü Ar ẓarf ظَرْف zbir şeyin dış yüzü, kılıf

zaruret

Ar ḍarūra(t) ضرورة z [#ḍrr faˁūla(t) msd.] eksiklik, ihtiyaç, hacet, çaresizlik Ar ḍarra eksik kıldı, kusur kıldı

zat

Ar ḏāt ذات z [#ḏw fem.] 1. sahip olan şey, özne, şahıs, 2. özlenme, bazı iltihaplara verilen ad Ar ḏū sahip, malik

zaten

Ar ḏātan ذاتاً z [zrf.] özü itibariyle, doğası gereği Ar ḏāt ذات zkendi, öz +an

zatülcenp

Ar ḏātu'l-canb ذات الجنب zkaburga iltihabı, zatürree § Ar ḏāt ذات zözlenme, özleşme, iltihap Ar canb جنب zyan, gövdenin yan tarafı, kaburgalar