zarf

zar2

<< OTü sar ince deri, yumurtanın iç zarı ?

zar3

onom ağlama sesi

zarafet

Ar ẓarāfa(t) ظرافة z [#ẓrf faˁāla(t) msd.] zariflik Ar ẓarufa ظَرُفَ zzarif ve güzel idi, hoş göründü

zarar

Ar ḍarar ضَرر z [#ḍrr faˁal msd.] eksilme, sakatlık, kusur, hasar Ar ḍarra ضَرَّ zeksiltti, sakatladı

zarbo

?

zarf

[ Ahterî-i Kebir, 1545]
şu ẓarfa dérler ki içine nesne koyup bir yere iledürler

Ar ẓarf ظرف z [#ẓrf faˁl msd.] 1. güzellik, zarafet, 2. dış yüz, kılıf, kabuk, 3. gramerde bir şeyin nerede ve nasıl yapıldığını belirten sözcük, zarf

Benzer sözcükler: zarf atmak, zarfçı

Bu maddeye gönderenler: mazruf, zarafet, zarif (zürefa)


09.12.2014
zargana

Yun zargána ζαργάνα zince ve uzun bir balık, belone belone ≈ EYun sargînos σαργῖνος zsürü halinde gezen bir balık, belki sardalya ≈? EYun sárgos σάργος zbaşka tür bir balık

zarif

Ar ẓarīf ظريف z [#ẓrf faˁīl sf.] zarafet sahibi, yakışıklı Ar ẓarufa ظَرُفَ zzarif ve şık idi, göze hoş göründü Ar ẓarf ظَرْف zbir şeyin dış yüzü, kılıf

zaruret

Ar ḍarūra(t) ضرورة z [#ḍrr faˁūla(t) msd.] eksiklik, ihtiyaç, hacet, çaresizlik Ar ḍarra eksik kıldı, kusur kıldı

zat

Ar ḏāt ذات z [#ḏw fem.] 1. sahip olan şey, özne, şahıs, 2. özlenme, bazı iltihaplara verilen ad Ar ḏū sahip, malik

zaten

Ar ḏātan ذاتاً z [zrf.] özü itibariyle, doğası gereği Ar ḏāt ذات zkendi, öz +an