zafiyet

zabit

Ar ḍābiṭ ضابط z [#ḍbṭ fāˁil fa.] zapteden, kontrol eden, denetçi Ar ḍabaṭa ضبط zdenetim altına aldı

zaç

Ar zāc زاج zsülfürik asit Fa zāg زاگ za.a.

zade

Fa zāde زاده z [pp.] evlat, oğul Fa/OFa zādan, zāy- زادن, زاى zdoğurmak, üremek +a ≈ Ave zāta-, zan- a.a. << HAvr *ǵenh₁- (*ǵen-) doğurmak

zadegân

Fa zādagān زادگان z [çoğ.] oğullar OFa zādag زاده zoğul +an3

zafer

Ar ẓafar ظَفَر z [#ẓfr faˁal ] düşmanı veya avı alt etme ≈ Ar ẓafira ظَفِرَ zpençeledi, alt etti Ar ẓufr/ẓifr ظُفْر ztırnak, pençe, özellikle yırtıcı kuşların pençesi (≈ Aram ṭephərā טפרא z [#ṭpr] tırnak ≈ Akad ṣupru/ṣuppāru [#ṣpr] a.a. )

zafiyet

"güçsüzlük" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
zaˁf: Arıklık, zebunluk, kuvvetsizlik. Galatı zaˁfiyet.

Ar ḍaˁf ضعف z [faˁl msd.] zayıf olma, zaaf +īya(t)2

 zaaf

Not: Arapça masdara +iyyet eki eklenmesi Türkçeye özgüdür.


09.12.2014
zagon

Bul/Sırp zakon закон zyasa, usul, töre

zağar

?

zahir

Ar ẓāhir ظاهر z [#ẓhr fāˁil fa.] görünen, görüntü Ar ẓahara ظهر zbelirdi, göründü

zahire

Ar ḏaχīra(t) ذخيرة z [#ḏχr faˁīlā(t) sf. fem.] ambarda saklanan ihtiyaç maddesi, erzak, yedek Ar ḏaχara ذَخَرَ zsakladı, yedekledi, depoladı

zahit

Ar zāhid زاهد z [#zhd fāˁil fa.] dünyadan vazgeçen, sofu, dindar Ar zahada زهد zvazgeçti, terk etti, kaçındı