zıbar|mak

zevzek

?

zeybek

?

zeyil

Ar ḏayl ذيل z [#ḏyl] kuyruk, giysinin eteği, uzantı, ek, ilave Ar ḏāla ذالَ zuzun idi, uzadı, kuyruk kaldırdı

zeyrek

Fa/OFa zīrak زيرك zhızlı, zeki, tetik

zeytin

Ar zaytūn زيتون z [#zyt çoğ.] zeytin taneleri Ar zayt زيت z [t.] zeytin, zeytin yağı Aram zeytā זיתא za.a. ≈ İbr zayt זית za.a. ≈ Fen zyt a.a.

zıbar|mak

[ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
zıbar: yat [Tosya ve Bolu Türkleri lisanında] [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
zıbarmak: bed halde sızmak, uyumak, gebermek

≈? TTü zıbart-/zıbırt- dayak atmak, sopayla dövmek TTü zopa/zıbık/zıpçık sopa, değnek

 sopa

Not: Karş. TTü zıbırga, zıbçık "sopa, değnek". DS sf. 4364. Aslen "dayak yemek" anlamına gelen sözcüğün yerel ağızlarda "tükenip yığılmak, uyumak" anlamını kazandığı anlaşılıyor.

Benzer sözcükler: sıbarmak


25.09.2017
zıbık

≈ TTü çubuk/çıbık ≈ Fa çūb çubuk ≈ Ar zubb زبّ zpenis

zıbın

Ar zabūn زَبُون z [#zbn] iç gömleği, entari (Kaynak: Lane sf. 1:1214)

zıkkım

Ar zaḳḳūm [#zḳm] cehennem ağacı

zılgıt

Ar ẓalġūt ظلغوت z'lilili' çekme, tezahürat yapma

zıllullah

Ar ẓillullāh ظلّالله zAllah'ın gölgesi Ar ẓill ظِلّ z [#ẓll] gölge