yavşan

yave

Fa yāve ياوه zyersiz ve anlamsız (söz) Fa yāb abes, boş, faydasız +a

yaver

Fa yārvar/yāvar يارور/ياور zyardımcı

yavru

<< OTü yavrığ hayvanın küçüğü ETü yabrı-/yavrı- kötüleşmek, güçten düşmek +I(g) ETü yabız kötü +I-

yavşak

<< OTü yafşak/yavşak bit yavrusu, sirke OTü yavşı-/yavşa- yapışmak +Uk << ETü yapış- (Kaynak: Eren sf. 444)

yavşak1

<< ETü yaŋşak konuşkan, geveze ETü yaŋşa- konuşmak, gürültü etmek +Uk

yavşan

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
yabçan [[pelin otu. yawçan bir başka telaffuzudur.]] TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
yavşan: Dikenli, batar şeyler. Yavşan otu: şiyh, veronika. Yavşan ağacı.

<< ETü yabçan acı bir ot, artemisia ETü yapış- yapışmak

 yapış-

Not: Artemisia bitkisi yapışkan olmakla beraber dikenli değildir. • Bazı sözlüklerde görülen veronica tanımı yanlıştır. Ar şiyh ve Fa diramna, artemisia karşılığıdır.


10.07.2015
yavuklu

ETü yaġuk yakın (sıfat), mec. akraba, hısım +lI(g) ETü yak- yaklaşmak, yakınlaşmak +Uk

yavuz

<< ETü yabız/yawız kötü ETü *yab-/*yaw- kötü olmak, kötülük etmek

yay

<< ETü ya a.a.

yay|mak

<< ETü yād- yaymak, sermek, açmak ≈ ETü ya yay

yaya

<< ETü yadaġ yürüyen, piyade ETü yad- açmak, yaymak +A