yavşak2

yavaş

<< ETü yavaş uslu, halim, munis, alçak gönüllü ETü *yava- uslanmak, yavaşlamak +Iş <? ETü yab yab yavaş yavaş, mülayimce

yave

Fa yāve ياوه zyersiz ve anlamsız (söz) Fa yāb abes, boş, faydasız +a

yaver

Fa yārvar/yāvar يارور/ياور zyardımcı

yavru

<< OTü yavrığ hayvanın küçüğü ETü yabrı-/yavrı- kötüleşmek, güçten düşmek +I(g) ETü yabız kötü +I-

yavşak1

<< ETü yaŋşak konuşkan, geveze ETü yaŋşa- konuşmak, gürültü etmek +Uk

yavşak2

KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
yavşak: ṣufāru'l-ḳaml [bit yavrusu] TTü: yavsı [ anon., Müfredat-ı İbn-Baytar terc., <1347]
oğlancuklarda ve koyunda olan kene ve yavsılara dürtseler gidere

<< OTü yafşak/yavşak bit yavrusu ETü yapış- +(g)Ak

 yapış-

Not: “Geveze” anlamına gelen yaŋşak sözcüğüyle yazım farkı 20. yy'a dek korunmuştur.


01.01.2016
yavşan

<< ETü yabçan acı bir ot, artemisia ETü yapış- yapışmak

yavuklu

ETü yaġuk yakın, akraba, hısım +lI(g) ETü yak- yaklaşmak, yakınlaşmak +Uk

yavuz

<< ETü yabız/yawız kötü ETü *yab-/*yaw- kötü olmak, kötülük etmek

yay

<< ETü ya a.a.

yay|mak

<< ETü yād- yaymak, sermek, açmak ≈ ETü ya yay