yarın

yargıç

(≈ TTü yarġucı hakem ) ETü yar- +(g)Iç

yargıtay

TTü yargı +tAy

yarıcı

Fa yārī yardım +çI

yarım

<< ETü yarım yarma, yarılmış şeyin her parçası ETü yar- kesme, bölme +Im

yarımada
yarın

ETü: "sabah" [ Irk Bitig, <900]
yarın kiçe altun örgin üze olurupan [sabah gece altın taht üzerine oturarak] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
yarudı [[güneş doğdu. Karanlık bir yerin aydınlanması için de kullanılır.]] (...) yaruk yér [[aydınlık yer]] TTü: "...ertesi gün" [ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250?]
bu kün bar yarın yok bu dunyā neŋi [bu gün var yarın yok bu dünya malı]

<< ETü yarın sabah, gün doğumu, gündüz ETü yaru- ışımak, aydınlanmak +(I)n

 ışı-

Not: "Gün" ve "sonraki gün" ilişkisi için karş. Ar buḳra, İsp mañana, İng morrow 1. "gün doğumu", 2. "yarınki gün". • Moğ narun "güneş" eşdeğerdir.


16.02.2018
yarış|mak

<< ETü yarış- 1. bölüşmek, 2. müsabaka etmek ETü yar- kesmek, karar vermek +Iş-

yarka

Bul yarka piliç, genç tavuk

yarlık

<< ETü yarlıġ/yarlık hüküm, hakan fermanı ≈ Moğ carlig a.a.

yarpuz

<< ETü yarpuz ıtırlı bir ot, nane veya kekik veya mercanköşk

yas

<< ETü yās ölüm, kayıp, hüsran