yamçı

yama|mak

<< ETü yama- eklemek <<? ETü *yana- +(g)A- ETü yan

yamaç

<< TTü yaŋaç yan, kenar TTü yaŋa-/yana- yanına gelmek veya getirmek, eklemek +Iç

yamak

TTü yama- yanına getirmek, eklemek +Uk

yamalak

TTü yama- +AlAk

yaman

<< ETü yaman 1. çok kötü, fena, 2. fil ≈? ETü yaŋan fil

yamçı

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
yāmci: (Chorasmiorum linguâ) Veredarius [Harezm Türkçesinde ulak, posta tatarı] [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
yamcı: Sürücü ve sürücünün yağmurluğu. Yamçik: Yolcu kepeneği. Yancık: At çukalı, zırh. [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
lamçı (Çorum Kargı): yamçı.

<<? OTü yamçi ulak, haberci


07.11.2018
yamrı yumru

TTü yaŋıl- yanılmak, eğrilmek

yamuk

<< TTü yaŋıl- yanılmak, eğrilmek

yamul|mak

<< TTü yaŋıl- yanılmak, bozulmak, eğrilmek

yamyam

Fr/İng niam-niam/iam-iam Güney Sudan'da insan eti yediği rivayet edilen bir kavim, Azande'ler

yan

<< OTü yan taraf, canip ≈ ETü yan kalça kemiği, özellikle kemik başı ≈? ETü yan- dönmek