yalnız

yalı

OYun yiáli γιάλη zsahil, deniz kıyısı, özellikle kıyı kumsalı [mod. gialós] << EYun aigialós αιγιαλός za.a.

yalım

<< OTü yalın/yalım alev, parıltı ETü yal- yanmak, parlamak +In

yalın

<< ETü yalıŋ çıplak ETü yalın- soyunmak, soyulmak +I(g)

yalıt|mak

TTü yalın- soyunmak

yallah

Ar yā-llāh ياالله zya allah

yalnız

ETü: [ Küli Çor yazıtı, <800]
yagıḳa yalŋus oplayu tegip [düşmana yalnız saldırı yapıp] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
yalŋus er: al-raculu'l-waḥīd TTü: [ Ali Bey terc., Kitab-ı Mukaddes, 1665]
yalıŋız

<< ETü yalıŋuz/yalŋus yalnız, tek başına ETü yalıŋ a.a.

 yalın

Not: ETü +uz veya +us unsurunun işlevi açık değildir. Yapım eki olarak benzeri yoktur. T. Tekin (1994) yalıŋ öz ("sadece kendi") şeklinde bir bileşik ad ihtimali üzerinde durur.

Benzer sözcükler: yalnızca, yalnızlaşmak, yalnızlık, yapayalnız


23.06.2021
yalpa

?

yaltak

<< TTü yaldak kuyruk sallayan, dalkavuk (TTü yaldan- (köpek) kuyruk sallamak +Uk <? TTü yal köpek yemeği )

yalvaç

<< ETü yalāvaç/yalāvar elçi, haberci

yalvar|mak

<< ETü yalvar- dil dökmek <? ETü yalıġ dil? +(g)Ar-

yama

<< ETü yamaġ yama ETü yama- +I(g)