yalaz

yalak

<< OTü yalak hayvanlar için yeme veya içme çanağı ETü yalġa- yalamak +Uk

yalaka

<? TTü yalak yalayan, yalanan

yalama

<? TTü yala- yalamak +mA

yalan

<< ETü yalġan iftira, töhmet ETü yalġa-/yala- 1. yalamak, 2. iftira etmek, dil uzatmak +In ETü *yalıġ dil +(g)A-

yalapşap

?

yalaz

Çağ: [ Pavet de Courteille, Dictionnaire Turc Oriental, <1500]
yalaw, yalawız: flamme TTü: [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
yalazı (Bursa): alev. TTü: [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
yalaza: Alev.

<< OTü yalabız/yalawız alev OTü yalabı- alevlenmek, parlamak +Uz

 yalım

Not: Anadolu ağızlarından alınmıştır. Karş. alaz, alev, yalım.


12.06.2015
yalçın

TTü yalav/yalın parıltı +çIn TTü yal- yanmak, parlamak

yaldız

≈ ETü/TTü yulduz parıltı, yıldız

yalelli

Ar yā lallī يا للّى znakarat sözü, laylom

yalı

OYun yiáli γιάλη zsahil, deniz kıyısı, özellikle kıyı kumsalı [mod. gialós] << EYun aigialós αιγιαλός za.a.

yalım

<< OTü yalın/yalım alev, parıltı ETü yal- yanmak, parlamak +In