yalapşap

yalabık

TTü yalabı- parıldamak, ışımak +Uk

yalak

<< OTü yalak hayvanlar için yeme veya içme çanağı ETü yalġa- yalamak +Uk

yalaka

<? TTü yalak yalayan, yalanan

yalama

<? TTü yala- yalamak +mA

yalan

<< ETü yalġan iftira, töhmet ETü yalġa-/yala- 1. yalamak, 2. iftira etmek, dil uzatmak +In ETü *yalıġ dil +(g)A-

yalapşap

[ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
yalap şalap (Anadolu ağızları): sulu, tatsız yemek. TTü: [ Cumhuriyet - gazete, 1955]
gol kaydeden oyuncunun mağrur edası, ötekilerin yalapşap [salya sümük?] sayıyı yapanı öpmesi [ TDK, Türkçe Sözlük, 8. Baskı, 1988]
yalap şalap, yalapşap: Baştan savma, üsütünkörü, yarım yamalak.

?

Not: Anadolu ağızlarında yalap şalap, alap şappak biçimleri görülür. Allak bullak ve alaca bulaca deyimleri ile anlam ilişkisi düşünülebilir.

Benzer sözcükler: yalap şalap


03.08.2015
yalaz

<< OTü yalabız/yalawız alev OTü yalabı- alevlenmek, parlamak +Uz

yalçın

TTü yalav/yalın parıltı +çIn TTü yal- yanmak, parlamak

yaldız

≈ ETü/TTü yulduz parıltı, yıldız

yalelli

Ar yā lallī يا للّى znakarat sözü, laylom

yalı

OYun yiáli γιάλη zsahil, deniz kıyısı, özellikle kıyı kumsalı [mod. gialós] << EYun aigialós αιγιαλός za.a.