yalabık

yaklaş|mak

ETü yāk/yağuk yakın +lAş-

yaklaşık
yakut

Ar yāḳūt ياقوت z [#yḳt] kırmızı renkli değerli bir taş, yakut (≈ OFa yākand a.a. ≈ Aram yāḳund/yākand יקנדא za.a. ≈ EYun ʰyákinthos ὑάκινθος za.a. )

yal

?

yala|mak

<< ETü yalġa- yalamak ETü yalıġ dil? +(g)A-

yalabık

[ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
yalap yalap yalabıyan ince donlum [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
yalabık: İştial, şulenin oynaması, parıltı.

TTü yalabı- parıldamak, ışımak +Uk

 yalım


12.06.2015
yalak

<< OTü yalak hayvanlar için yeme veya içme çanağı ETü yalġa- yalamak +Uk

yalaka

<? TTü yalak yalayan, yalanan

yalama

<? TTü yala- yalamak +mA

yalan

<< ETü yalġan iftira, töhmet ETü yalġa-/yala- 1. yalamak, 2. iftira etmek, dil uzatmak +In ETü *yalıġ dil +(g)A-

yalapşap

?