yılankavi

yık|mak

<< ETü yık- aşağı indirmek, tahrip etmek

yıka|mak

<< ETü yayka- çalkalamak, çalkalayarak yıkamak ETü yayık çalkalama +(g)A- ETü yay- çalkalamak +Uk

yıl

<< ETü yıl

yıl|mak

<< ETü yıġıl- yığılmak, geri durmak ETü yıġ- yığmak, men etmek +Il-

yılan

<< ETü ılan/yılan malum sürüngen

yılankavi

[ Hayâtu'l-Hayvân terc., 1427]
yılan kavın geyesi içine kosalar güve yemeye [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
yılankavī: İvˁicāclı [büklümlü]. Yılankavī nakış, yol.

<< TTü yılan kavı yılan gömleği TTü kav (soyulmuş) deri, kabuk, kepek

 yılan, kav1

Not: Türkçe isim tamlamasına Farsça/Arapça izafet eki eklenerek üretilmiş sıfattır.


12.06.2015
yıldırım

≈ ETü yaldrık/yuldrık parlama, kıvılcım ETü yaldrı-/yuldrı- parlamak +Im ETü yaldız/yulduz parıltı, yıldız +I-

yıldız

<< ETü yultuz/yulduz yıldız

yılış|mak

<< ETü yılış- ılınmak, gevşemek, rahat olmak ETü yılı- ılınmak, ısınmak +Iş-

yılkı

<< ETü yılkı at sürüsü, at

yıpran|mak

ETü opra- (giysi) eskimek, aşınmak +In-