yüzgeç

yüz|mek

<< ETü üz-/yüz- 1. üste çıkmak, su yüzünde kalmak, 2. deri soymak

yüz|mek2
yüz1

<< ETü üz/yüz 1. bir şeyin üzeri, satıh, yüzey, 2. çehre ≈ Muğ nigur a.a.

yüz2

<< ETü yüz 100 sayısı

yüzey

TTü yüz +(g)Ay

yüzgeç

TTü: "yüzücü" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
şehzāde daχı ġāyet üzgeçdi, yüzdi çıkdı TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
yüzgec: Sabih, şināver. YTü: "... yüzme aygıtı" [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
yüzgeç: Balıkların su içinde yüzmek için kullandıkları kanad.

TTü yüz- suda yüzmek +(g)Aç

 yüz-

Not: TTü “yüzme bilen, yüzücü” anlamında iken Dil Devrimi döneminde kıskaç sözcüğünden ilhamla yeni anlam yüklenmiştir.


11.06.2015
yüzük

<< ETü yüzük parmak halkası ≈? ETü yügsük a.a.

zaaf

Ar ḍaˁf ضَعْف z [#ḍˁf faˁl msd.] zayıflık Ar ḍaˁufa ضَعُفَ zzayıfladı, zayıf idi

zabıt

Ar ḍabṭ ضبط z [#ḍbṭ faˁl msd.] denetim, kontrol, elde tutma, kaydetme, kayıt Ar ḍabaṭa ضبط zel altında tuttu, denetim altına aldı, (mec.) kaydetti, yazıya döktü

zabıta

Ar ḍābiṭa(t) ضابطة z [#ḍbṭ fāˁila(t) fa. fem.] denetleme gücü, düzen, disiplin Ar ḍabaṭa ضبط zdenetim altına aldı, zabtetti

zabit

Ar ḍābiṭ ضابط z [#ḍbṭ fāˁil fa.] zapteden, kontrol eden, denetçi Ar ḍabaṭa ضبط zdenetim altına aldı