viyak

vites

Fr boîte de vitesses mekanik araçlarda hız düzeyini belirleyen düzenek, şanzuman Fr vitesse hız, sürat Fr vite hızlı, çabuk

vitray

Fr vitrail renkli camlarla yapılan sanat eseri Fr vitre cam Lat vitrum çivit otu, cam

vitrifiye

Fr vitrifié [pp.] cam haline gelmiş, camlanmış Fr vitrifier camlaştırmak << OLat vitrificare

vitrin

Fr vitrine camlı dükkan bölmesi Fr vitre cam +in°

viyadük

Fr viaduc yol veya demiryolu köprüsü § Lat via yol (<< HAvr *weǵʰ-ya- HAvr *weǵʰ- gitmek, götürmek, iletmek ) Lat ductus [pp.] ileten, nakleden (Lat ducere iletmek +()t° )

viyak

[ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
viyaklamak: Yeni doğmuş çocuk bağırmak.

onom çocuk ağlaması sesi

Benzer sözcükler: viyaklamak


09.01.2015
viyol

Fr alvéole 1. çukur kap, özellikle arı peteği, diş yuvası, 2. karton veya plastik yumurta kabı Lat alveolus küçük kap Lat alveus ahşaptan oyma tekne, hokka ≈ Lat alvus karın, bağır, insan ve hayvanın iç boşluğu

viyola

İt viola Batı müziğinde bir çalgı, alto keman İsp viduela Arap müziğinden alınmış eski bir çalgı << OLat vidula [küç.] bohça, torba ≈ Lat vidulus a.a.

viyolet

Fr violette [küç.] menekşenin küçük çeşidi Fr viole menekşe +et° Lat viola a.a.

viyolon

Fr violon keman İt violone [büy.] eski bir çalgı, büyük keman İt viola keman +on

viyolonsel

Fr violoncelle bir çalgı, bariton keman İt violoncello [küç.] «büyük kemanın küçüğü», a.a. İt violone [büy.] eski bir çalgı, büyük keman