verev

veranda

İng veranda/verandah zemin katında avluya veya bahçeye bakan parmaklıklı taraça Hind varanda/baranda a.a. Port baranda parmaklık

veraset

Ar wirāṯa(t) وراثة z [#wrs̠ fiˁāla(t) msd.] miras edinme, varis olma, miras Ar wariṯa ورث zmiras edindi

verem

Ar waram وَرَم z [#wrm faˁal ] ur, tümör Ar warima َوَرِم zşişti

verese

Ar waraṯa(t) ورثة z [#wrs̠ faˁala(t) çoğ.] varisler Ar wāriṯ وارث z [t.]

veresiye

TTü vér- +AsI

verev

[ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
bu līflerin baˁzısı uzununadır ve baˁzı eŋinedir ve baˁzısı verevine konulmuşdur [ Cumhuriyet - gazete, 1932]
Tüfeğini ımzuna verev asmış bir süvari jandarma kim bilir nereye gidiyor.

Erm verev վերեւ zyamuk, diyagonal Erm ver վեր zyukarı << HAvr *(s)upér yukarı, üst

 süper


06.11.2014
vergi

<< ETü birgü verilen şey, borç, bahşiş ETü bir- vermek +gU

veri

TTü ver- +I(g)

verim

≈ ETü bérim veriş, verilen şey, borç ETü bér- vermek +Im

verizm

Fr verisme İt verismo (özellikle operada) gerçekçilik İt vero gerçek +ism° << Lat verus a.a. << HAvr *weh₁-ro-s (*wē-ro-s) a.a.

vermut

Fr vermout pelin bitkisiyle tatlandırılmış şarap Alm Wermut pelin bitkisi, bu bitkiyle tatlandırılmış şarap