veresiye

ver|mek

<< ETü bir- vermek

veranda

İng veranda/verandah zemin katında avluya veya bahçeye bakan parmaklıklı taraça Hind varanda/baranda a.a. Port baranda parmaklık

veraset

Ar wirāṯa(t) وراثة z [#wrs̠ fiˁāla(t) msd.] miras edinme, varis olma, miras Ar wariṯa ورث zmiras edindi

verem

Ar waram وَرَم z [#wrm faˁal ] ur, tümör Ar warima َوَرِم zşişti

verese

Ar waraṯa(t) ورثة z [#wrs̠ faˁala(t) çoğ.] varisler Ar wāriṯ وارث z [t.]

veresiye

TTü: "(parayı) sonra vermek üzere" [ Gülşehri, Mantıku't-Tayr, 1317]
véresiye almazam ben gevheri / naḳdan hīce oldum aŋa müşterī

TTü vér- +AsI

 ver-


18.05.2019
verev

Erm verev վերեւ zyamuk, diyagonal Erm ver վեր zyukarı << HAvr *(s)upér yukarı, üst

vergi

<< ETü birgü verilen şey, borç, bahşiş ETü bir- vermek +gU

veri

TTü ver- +I(g)

verim

≈ ETü bérim veriş, verilen şey, borç ETü bér- vermek +Im

verizm

Fr verisme İt verismo (özellikle operada) gerçekçilik İt vero gerçek +ism° << Lat verus a.a. << HAvr *weh₁-ro-s (*wē-ro-s) a.a.