veciz

veba

Ar wabāˀ وباء z [#wbA faˁāl ] bulaşıcı hastalık, salgın

vebal

Ar wabāl وبال z [#wbl faˁāl msd.] ağır yük, bela, sorumluluk Ar wabala وبل z(yük) yükledi (≈ Akad wabālu getirme, taşıma )

vecd

Ar wacd وجد z [#wcd faˁl msd.] 1. bulma, 2. tasavvufta ekstaz haline ulaşma, coşku, ekstaz Ar wacada وَجَدَ z1. buldu, bulundu, 2. bilincine vardı

vecibe

Ar wacība(t) وجيبة z [#wcb faˁīlā(t) sf. fem.] ödenmesi gereken şey, ödev Ar wacaba وجب zborç idi, vacip idi

vecih

Ar wach وجه z [#wch faˁl ] yüz, cephe, taraf ≈ Ar ciha(t) a.a.

veciz

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
kelāmi vecīz: In epitomen contracta oratio YO: vecize [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
vecize: Özlü söz.

Ar wacīz وجيز z [#wcz faˁīl sf.] kısa, özlü, anlamlı (söz) Ar wacaza وجز zözlü söz söyledi

Benzer sözcükler: vecize


28.10.2014
veçhe

Ar wacha(t) وجهة z [#wch faˁla(t) mr.] yönelim, yön, yüz Ar wacaha وجه zyöneldi, yüzünü bir yana çevirdi

veda

Ar widāˁ/wadāˁ وَِدَاع z [#wdˁ fiˁāl msd.] (birbirinden) ayrılma, vedalaşma Ar wadaˁa وَدَعَ zbıraktı, ısmarladı, emanet etti

vedet

Fr vedette 1. nöbetçi, 2. ilk sırada afişe edilen şarkıcı İt vedetta nöbetçi İsp/Port veleta [pp. fem.] a.a. İsp/Port velar nöbet tutmak, uyanık kalmak +()t° << Lat vigilare a.a.

vedia

Ar wadīˁa(t) وديعة z [#wdˁ faˁīlā(t) sf. fem.] emanet edilen şey Ar wadaˁa ودع zbıraktı, emanet etti

vedut

Ar wadūd ودود z [#wdd faˁūl sf.] seven, candan, dostane Ar wadda ‎ودّ zsevdi