vız

veznedar

Fa wazne-dār وزنه دار ztartı görevlisi

vıcık

onom çamur sesi

vıdı vıdı

onom anlamsız konuşma sesi

vın

onom uçma sesi

vır

onom alçak sesle anlamsız konuşma sesi

vız

TTü: [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
Mancılığı ağır taşdan ğızıldayup katı inen TTü: vızlamak [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
siŋek gibi vızlayup (...) kurşum vızırdısıŋdan kulaklar işidmeyüp TTü: vızır vızır [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
avredüŋ vücūduŋdan vızır vızır déyerek yanup kül oldu TTü: [ A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
vız: Ehemmiyetsiz.

onom sinek ve arı sesi, mermi sesi

Not: Vız gelmek deyimi muhtemelen "sinek sesi gibi gelmek" anlamında.

Benzer sözcükler: vız gelmek, vızıl, vızıldamak, vızıltı, vızır, vızırdamak, vızırtı, vızlamak, vızvız, vozul, vozuldamak, vozultu


24.08.2017
vibrafon

İng vibraphone metal çubuklardan oluşan bir çalgı (İlk kullanım: 1921 Leedy Manufacturing Co., ABD enstrüman imalatçısı.) § İng vibrate titreşmek İng phone ses

vibrasyon

Fr vibration titreşim Lat vibratio a.a. Lat vibrare titremek, sarsılmak +(t)ion << HAvr *wip-ró-s HAvr *wei̯p- titremek, sarsılmak

vibrato

İt vibrato müzikte sesi titretme << Lat vibratus [pp.] titreşimli Lat vibrare titreşmek +()t°

vibriyon

YLat vibrion titreşimli kuyruğu olan bir tür bakteri

vicahen

Ar wicāhan وجاهاً z [zrf.] yüz yüze, yüzüne karşı Ar wicāh وجاه z [#wch fiˁāl msd.] yüzleşme +an Ar wacaha وَجَهَ zyöneldi, yüzünü bir yöne çevirdi