usul

usta

Fa ustā/ustād اوستا/اوستاد züstad

ustura

Fa usture استره ztraş bıçağı << OFa awestarag ahşap yontma veya kumaş havı sıyırma bıçağı OFa awestardan, awestar- traş etmek

usturlap

Ar usṭurlāb اسطرلاب z [#ṣtrlb] yıldızların konumunu ölçerek yer belirleme aleti EYun astrólabon αστρόλαβον z«yıldız tutan», usturlap § EYun astḗr/ástron αστήρ zyıldız EYun lambánō, lab- λαμβάνω, λαβ- zalmak, tutmak

usturmaça

İt stramazzo deniz taşıtlarında çarpma yastığı (Kaynak: LF sf. §632)İt strame saman dolgulu şilte, hayvan yatağı << Lat stramen yaygı, şilte Lat sternere yaymak, sermek +men

usturup

?

usul

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
kāf u nūn'dan kopdı naġmāt u uṣūl ['ol' emrinden çıktı nağmeler ve ritmler] [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
usul: Asıllar, kökler. Anasır, esas, kavaid-i ibtidaiye. Türkîde yol, mişvār [Köylü dilinde yol, yöntem]. [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
usul usul, usullacık: Yavaş ve belli etmeden, ortalığı karıştırmadan.

Ar uṣūl اصول z [#Aṣl fuˁūl çoğ.] 1. kökler, esaslar, ilkeler, 2. müzikte ritm kalıbı, 3. hukukta genel ilkeler Ar aṣl أصل z [t.] kök, ilke

 asıl

Not: Türkçe halk dilinde "yol, yordam, yöntem" anlamı ağır basmıştır. Usul usul deyimi "yoluyla, yöntemiyle" anlamındadır.

Benzer sözcükler: alelusul, usul usul, usulca, usulcacık, usulcana, usulen, usulsüz, usulsüzlük


20.08.2015
uşak

<< ETü uvşak/uşak küçük şey, kırıntı ETü uvşa- küçülmek +Uk ETü uvış küçük şey +(g)A-

uşşak

Ar ˁuşşāḳ عُشَّاق z [#ˁşḳ fuˁˁāl çoğ.] aşıklar Ar ˁāşiḳ عاشق z [t.]

ut

Ar ūd اود zbir çalgı, ut ~? OFa rūd çalgı, saz

utan|mak

<< ETü-O ūtan- utanmak ETü uvut/ūt utanma duygusu, ar, haya, edep yeri +(g)An- ETü uv- küçültmek, ufalamak +Ut

utanç

<< ETü-O ūtunç utanılacak (sıfat) ETü-O ūtan- +(In)ç