uskur

us

<< ETü-O us idrak, iyiyle kötüyü ayırma yetisi ETü u- muktedir olmak, yapabilmek +Uz

usan|mak

<< ETü osan- üşenmek, işi umursamamak

usare

Ar ˁuṣāra(t) عصارة z [#ˁṣr fuˁāla(t) msd.] öz suyu Ar ˁaṣara عصر zsıktı, sıkıştırdı, suyunu çıkardı

uskumru

Yun skúmbriοn σκούμβριον z [küç.] bir balık türü, scomber << EYun skómbros σκόμβρος za.a. +ion

uskuna

İng schooner bir tür yelkenli tekne (İlk kullanım: 1713 Andrew Robinson, İng. tekne yapımcısı.) İng scoon su yüzeyinde kaydırmak, kayarak gitmek

uskur

[ Mecmua-i Fünun (dergi), 1863]
üç kıta uskur vapuru [ Ahmed Mithat, <1900]
hatta uskurlarının yarısı yunus balıkları gibi vakit vakit sudan baş çıkararak döndükleri halde [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
usḳūr (İng.): pervanesi kıçında bulunan vapur, kıçtan çarklı buhar gemisi.

İng screw 1. vida, 2. her türlü helezoni aygıt, gemi pervanesi EFr escrove dişi vida, civata somunu << Lat scrofa dişi domuz


14.11.2017
usta

Fa ustā/ustād اوستا/اوستاد züstad

ustura

Fa usture استره ztraş bıçağı << OFa awestarag ahşap yontma veya kumaş havı sıyırma bıçağı OFa awestardan, awestar- traş etmek

usturlap

Ar usṭurlāb اسطرلاب z [#ṣtrlb] yıldızların konumunu ölçerek yer belirleme aleti EYun astrólabon αστρόλαβον z«yıldız tutan», usturlap § EYun astḗr/ástron αστήρ zyıldız EYun lambánō, lab- λαμβάνω, λαβ- zalmak, tutmak

usturmaça

İt stramazzo deniz taşıtlarında çarpma yastığı (Kaynak: LF sf. §632)İt strame saman dolgulu şilte, hayvan yatağı << Lat stramen yaygı, şilte Lat sternere yaymak, sermek +men

usturup

?