ulum

ulu

<< ETü uluġ yaşı ermiş (kişi), yüce, büyük ETü u- muktedir olmak, gücü yetmek +lI(g)

ulu|mak

<< ETü ulı- ulumak, yüksek sesle ağlamak

ulufe

Ar ˁulūfa(t) علوفة z [#ˁlf fuˁūla(t) çoğ.] harçlık, geçim parası, özellikle asker maaşı Ar ˁalaf علف zot, hayvan yemi

uluhiyet

Ar ulūhiyya(t) اُلوهيّة z [#Alh y. msd.] tanrılık Ar ilāh tanrı +īya(t)2

ululemr

Ar ūlū'-amr أولو الأمر ziktidar sahipleri Ar ūlū اُولُو z [#Alw çoğ.] yetenler, sahipler Ar alā ألا zyetti, muktedir idi, +ebildi

ulum

[ anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341]
zīrā tamāmet ˁulūm ve işāret ve ˁibāret içinde tekellüfsüz kemālde idi.

Ar ˁulūm عُلوم z [#ˁlm fuˁūl çoğ.] ilimler Ar ˁilm عِلْم z [t.] ilim

 ilim


21.09.2017
ulus

Moğ ulus pay, kısım, kağan ailesinin her bir üyesine tahsis edilen ülke ≈ ETü ülüş 1. pay, 2. ülke, şehir ETü *ül- pay etmek +Iş

ulusal
ulvi

Ar ˁulwī علوى z [nsb.] yüksek, üstün Ar ˁulūw عُلُوّ z [#ˁlw fuˁūl msd.] yükseklik

ulya

Ar ˁulyāˀ علياء z [#ˁlw fuˁlāˀ fem.] pek yüksek, en yüksek (dişi veya şey) Ar aˁlā اعلَى z [kıy.] pek yüksek, en yüksek

um|mak

<< ETü um- beklemek, yalvararak istemek