ulu|mak

ulam

TTü ula- bağlamak, birleştirmek +Im

ulan

<< TTü oğlan

ulaş|mak

<< ETü ulaş- bitişmek, buluşmak ETü ula- bitiştirmek, buluşturmak +Iş-

ulema

Ar ˁulamāˀ علماء z [#ˁlm fuˁalā çoğ.] alimler, bilginler Ar ˁālim عالم z [t.]

ulu

<< ETü uluġ yaşı ermiş (kişi), yüce, büyük ETü u- muktedir olmak, gücü yetmek +lI(g)

ulu|mak

ETü: [ Uygurca İyi ve Kötü Prens Öyküsü, <1000]
bu sabığ éşidip ulıdılar sıktadılar kaltı buzağusın éntürmiş iŋek teg ulıyu inçe tep ötüntiler [bu sözü işitip uludular sızladılar buzağısını yitirmiş inek gibi uluyup şöyle dediler]

<< ETü ulı- ulumak, yüksek sesle ağlamak


18.02.2015
ulufe

Ar ˁulūfa(t) علوفة z [#ˁlf fuˁūla(t) çoğ.] harçlık, geçim parası, özellikle asker maaşı Ar ˁalaf علف zot, hayvan yemi

uluhiyet

Ar ulūhiyya(t) اُلوهيّة z [#Alh y. msd.] tanrılık Ar ilāh tanrı +īya(t)2

ululemr

Ar ūlū'-amr أولو الأمر ziktidar sahipleri Ar ūlū اُولُو z [#Alw çoğ.] yetenler, sahipler Ar alā ألا zyetti, muktedir idi, +ebildi

ulum

Ar ˁulūm عُلوم z [#ˁlm fuˁūl çoğ.] ilimler Ar ˁilm عِلْم z [t.] ilim

ulus

Moğ ulus pay, kısım, kağan ailesinin her bir üyesine tahsis edilen ülke ≈ ETü ülüş 1. pay, 2. ülke, şehir ETü *ül- pay etmek +Iş