ulu

ulak

≈ ETü ulaġ menzil, posta, menzil atı ETü ula- bağlamak, birleştirmek +Uk

ulam

TTü ula- bağlamak, birleştirmek +Im

ulan

<< TTü oğlan

ulaş|mak

<< ETü ulaş- bitişmek, buluşmak ETü ula- bitiştirmek, buluşturmak +Iş-

ulema

Ar ˁulamāˀ علماء z [#ˁlm fuˁalā çoğ.] alimler, bilginler Ar ˁālim عالم z [t.]

ulu

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
özüm karıg boldum ulug boldum [yaşlı oldum büyük adam oldum] TTü: ulalmak "büyümek" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
Adını Fazlullah kodılar. Ulaldı, mektebe verdiler.

<< ETü uluġ yaşı ermiş (kişi), yüce, büyük ETü u- muktedir olmak, gücü yetmek +lI(g)

Not: Anlam ilişkisi için karş. Ar balaġa "ulaşmak, erişmek", bāliġ "ergen, yetişkin". • TTü yeterlik fiilinin olumsuzu için kullanılan +A- eki (yapamadı, gidemez), ETü umak fiilinden evrilmiştir. Karş. ETü közin körü umaġay "gözü göremeye", kılu usar "kılabilse".

Benzer sözcükler: ulu orta, uluğ, ululamak

Bu maddeye gönderenler: us, uz1 (uzlaş-, uzman)


03.04.2015
ulu|mak

<< ETü ulı- ulumak, yüksek sesle ağlamak

ulufe

Ar ˁulūfa(t) علوفة z [#ˁlf fuˁūla(t) çoğ.] harçlık, geçim parası, özellikle asker maaşı Ar ˁalaf علف zot, hayvan yemi

uluhiyet

Ar ulūhiyya(t) اُلوهيّة z [#Alh y. msd.] tanrılık Ar ilāh tanrı +īya(t)2

ululemr

Ar ūlū'-amr أولو الأمر ziktidar sahipleri Ar ūlū اُولُو z [#Alw çoğ.] yetenler, sahipler Ar alā ألا zyetti, muktedir idi, +ebildi

ulum

Ar ˁulūm عُلوم z [#ˁlm fuˁūl çoğ.] ilimler Ar ˁilm عِلْم z [t.] ilim