ulema

ula|mak

<< ETü ula- birleştirmek, eklemlemek

ulak

≈ ETü ulaġ menzil, posta, menzil atı ETü ula- bağlamak, birleştirmek +Uk

ulam

TTü ula- bağlamak, birleştirmek +Im

ulan

<< TTü oğlan

ulaş|mak

<< ETü ulaş- bitişmek, buluşmak ETü ula- bitiştirmek, buluşturmak +Iş-

ulema

[ Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya, 1310]
ˁulemā ve fużalā dostlukı [alimler ve aydınlar dostluğu] [ anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341]
cümle ˁulemā cemˁ oldılar, kimse bu mes'eleye cevāb véremedi

Ar ˁulamāˀ علماء z [#ˁlm fuˁalā çoğ.] alimler, bilginler Ar ˁālim عالم z [t.]

 alim


22.08.2017
ulu

<< ETü uluġ yaşı ermiş (kişi), yüce, büyük ETü u- muktedir olmak, gücü yetmek +lI(g)

ulu|mak

<< ETü ulı- ulumak, yüksek sesle ağlamak

ulufe

Ar ˁulūfa(t) علوفة z [#ˁlf fuˁūla(t) çoğ.] harçlık, geçim parası, özellikle asker maaşı Ar ˁalaf علف zot, hayvan yemi

uluhiyet

Ar ulūhiyya(t) اُلوهيّة z [#Alh y. msd.] tanrılık Ar ilāh tanrı +īya(t)2

ululemr

Ar ūlū'-amr أولو الأمر ziktidar sahipleri Ar ūlū اُولُو z [#Alw çoğ.] yetenler, sahipler Ar alā ألا zyetti, muktedir idi, +ebildi