ulan

ukba

Ar ˁuḳbāˀ عقبَى z [#ˁḳb fuˁlāˀ ] akıbet, İslam mitolojisinde sonraki dünya Ar ˁaḳaba عَقَبَ zizledi, ardından geldi

ukde

Ar ˁuḳda(t) عقدة z [#ˁḳd fuˁla(t) mr.] düğüm, (mec.) bilmece Ar ˁaḳada عقد zbağladı, düğümledi

ula|mak

<< ETü ula- birleştirmek, eklemlemek

ulak

≈ ETü ulaġ menzil, posta, menzil atı ETü ula- bağlamak, birleştirmek +Uk

ulam

TTü ula- bağlamak, birleştirmek +Im

ulan

TTü: "kaba hitap sözü" [ Ömer Seyfettin, 1919]
Öyle emme nidelüm ? -- Bir 'hayır' işleyün, ülen...

<< TTü oğlan

 oğlan

Not: 20. yy'dan eski yazılı örneğine rastlanmadı.

Benzer sözcükler: lan, ülen


20.03.2015
ulaş|mak

<< ETü ulaş- bitişmek, buluşmak ETü ula- bitiştirmek, buluşturmak +Iş-

ulema

Ar ˁulamāˀ علماء z [#ˁlm fuˁalā çoğ.] alimler, bilginler Ar ˁālim عالم z [t.]

ulu

<< ETü uluġ yaşı ermiş (kişi), yüce, büyük ETü u- muktedir olmak, gücü yetmek +lI(g)

ulu|mak

<< ETü ulı- ulumak, yüksek sesle ağlamak

ulufe

Ar ˁulūfa(t) علوفة z [#ˁlf fuˁūla(t) çoğ.] harçlık, geçim parası, özellikle asker maaşı Ar ˁalaf علف zot, hayvan yemi