ulak

uhuvvet

Ar uχuwwa(t) اخوّة z [#Aχw fuˁūla(t) msd.] kardeşlik Ar أخ zkardeş

ukalâ

Ar ˁuḳalāˀ عُقَلاء z [#ˁḳl fuˁalāˀ çoğ.] akıllılar Ar ˁāḳil عاقل z [t.] akil, akıllı

ukba

Ar ˁuḳbāˀ عقبَى z [#ˁḳb fuˁlāˀ ] akıbet, İslam mitolojisinde sonraki dünya Ar ˁaḳaba عَقَبَ zizledi, ardından geldi

ukde

Ar ˁuḳda(t) عقدة z [#ˁḳd fuˁla(t) mr.] düğüm, (mec.) bilmece Ar ˁaḳada عقد zbağladı, düğümledi

ula|mak

<< ETü ula- birleştirmek, eklemlemek

ulak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ulaġ [menzil atı]

≈ ETü ulaġ menzil, posta, menzil atı ETü ula- bağlamak, birleştirmek +Uk

 ula-

Not: Moğ ulağan "ulak, posta" Türkçeden alıntıdır. Batı dillerinde 16. yy'dan itibaren ortaya çıkan Fr lacquais, İng lackey "orduda ayak işleri yapan çırak, ulak" sözcüğü Türkçeden alıntıdır.


03.08.2021
ulam

TTü ula- bağlamak, birleştirmek +Im

ulan

<< TTü oğlan

ulaş|mak

<< ETü ulaş- bitişmek, buluşmak ETü ula- bitiştirmek, buluşturmak +Iş-

ulema

Ar ˁulamāˀ علماء z [#ˁlm fuˁalāˀ çoğ.] alimler, bilginler Ar ˁālim عالم z [t.]

ulu

<< ETü uluġ yaşı ermiş (kişi), yüce, büyük ETü ul- eskimek, yaşlanmak +Ig