uğul

uğra|mak

<< ETü oġra-/uġra- 1. kast etmek, hedeflemek, saldırmak, 2. rast gelmek, denk gelmek ETü uġur kasıt, fırsat +(g)A-

uğrak

TTü uğra- +Uk

uğraş

TTü uğra- yoluna çıkmak, çatmak +Iş

uğraş|mak

<< ETü uġraş- karşılıklı gelmek, rastlaşmak ETü oġra-/uġra- rast gelmek +Iş- ETü oğur denklik, tesadüf +(g)A-

uğru

<< ETü oġrı/uġrı hırsız ≈ ETü oġra-/uġra- kast etmek, saldırmak, fırsat olmak, denk gelmek

uğul

TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
uğuldamak (...) uğultu: Boğuk sesler, arı ve sinek uğultusu.

onom pes perdeden vızıltı sesi, arı sesi

Benzer sözcükler: uğuldamak, uğultu


28.10.2014
uğur

<< ETü oġur/uġur 1. kasıt, 2. fırsat, denklik, tesadüf, 3. (Oğuzca) rastlık, şans

uğurla|mak

<< ETü uġurla- zaman ve fırsat kollamak, hırsızlık yapmak ETü oġur/uġur fırsat +lA- ETü oġrı/uġrı hırsız

uhde

Ar ˁuhda(t) عهدة z [#ˁhd fuˁla(t) mr.] üstlenme, sorumluluk alma Ar ˁahida عَهِدَ zısmarladı, sözleşti, şart koştu

uhrevî

Ar uχrawī اُخْرَوِى z [nsb.] öbür dünyaya veya ölümden sonrasına ilişkin Ar uχrā اُخْرَى z [#Aχr sf. fem.] sonraki şey Ar āχir آخِر zson, sonraki

uhuvvet

Ar uχuwwa(t) اخوّة z [#Aχw fuˁūla(t) msd.] kardeşlik Ar أخ zkardeş