uç|mak

ubudiyet

Ar ˁubūdiyya(t) عبوديّة z [#ˁbd y. msd.] kulluk etme, kölelik Ar ˁabada kulluk etti, tapındı

uca

ETü uça kuyruk sokumu ETü son, bitim

ucube

Ar uˁcūba(t) اعجوبة z [#ˁcb fuˁūla(t) msd.] acayiplik, çok tuhaf şey, mucize Ar ˁacīb [sf.] tuhaf

ucuz

<< ETü uçuz düşük, kolay, hor, değersiz +Uz << ETü uç- düşmek

<< ETü ūç bitim yeri, son, kenar, sınır

uç|mak

ETü: "ölmek" [ Orhun Yazıtları, 735]
kagan uçdukda özüm sekiz yaşda kaltım [kagan öldügünde ben sekiz yaşında idim] ETü: "... uçmak" [ Irk Bitig, <900]
kuş oġlı uça aztı [kuş yavrusu uçup gitti] ETü: "... düşmek" [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol anı attın uçurdı [attan düşürdü]

<< ETü uç- 1. düşmek, ölmek, 2. teyeran etmek, havada yol almak, uçmak

Not: "Düşmek" anlamı uçurum sözcüğünde korunmuştur.

Benzer sözcükler: uçman, uçucu, uçuk, uçurmak, uçuşmak

Bu maddeye gönderenler: uçak, uçarı, uçuç böceği, uçuk2, uçurtma, uçurum, ucuz


22.05.2019
uçak

TTü uç- +(g)Ak

uçarı

TTü uç-

uçkur

<< TTü iç kur iç kuşak, don kemeri ETü kur kuşak

uçmak

<< ETü uştmaχ/uçmak cennet Sogd ˀwştmğ Hıristiyan ve Maniheist inançlarda cennet (≈ OFa vahişt a.a. ) Ave vahişta- ahū- kusursuz-varoluş, Zerdüşt inancında bir kavram

uçuç böceği

TTü uç-