tuluat

tuğyan

Ar ṭuġyān طغيان z [#ṭġy fuˁlān msd.] azma, sınırları aşma, taşkınlık, isyan Ar ṭaġā طغا zazdı, taştı

tuhaf

Ar tuḥaf تحف z [#tḥf fuˁal çoğ.] hediyeler Ar tuḥfa(t) تحفة z [t.] hediye

tuhafiye

Ar tuḥaf تحف z [#tḥf fuˁal çoğ.] hediyeler +īya(t)1

tul

Ar ṭūl طول z [#ṭwl fuˁl msd.] uzun olma, uzunluk, boy Ar ṭāla طال zuzadı, uzun idi

tularemi

İng tularaemia ateşli bir bulaşıcı hastalık (İlk kullanım: 1921 E. Francis, Amer. tabip.) öz Tulare Kaliforniya'da bir ilçe

tuluat

YO: "doğaçlama sahne gösterisi" [ Cumhuriyet - gazete, 1930]
Üsküdar cihetinde de tuluat kumpanyaları ve karagöz temsilleri için birkaç yerde hazırlık yapılmaktadır.

Ar *ṭulūˁāt طلوعات z [#ṭlˁ çoğ.] Ar ṭulūˁ طلوع z [t.] 1. (güneş veya yıldız) doğma, belirme, 2. (fikir, imge) ilham, doğaçlama +āt

 talih

Not: “Stand-up sahne gösterisi” anlamında 20. yy başlarında ortaya çıkmış bir deyimdir.


20.08.2015
tulum

Moğ tulum deri torba

tulumba

İt tromba 1. av borusu, hortum, 2. gemilerde kullanılan su çekme borusu Ger *tromb- boru

tumba

Yun túmba τούμβα zkümbet, mezar, kabir (dial.) [mod. tymbos] << EYun týmbos τύμβος za.a. << HAvr *tum-bʰ- a.a. HAvr *tewh₂- (*tew-) şişmek, kabarmak

tumturak

Fa ṭumṭurāḳ طمطراق zazametli söz, debdebe, gösteriş

tunç

<< ETü tuç bakır alaşımı, tunç