tezene

tez2

Fr thèse 1. sav, iddia, 2. üniversitede bir fikri savunan formel ödev EYun thésis θέσις zkoyma, ileri sürme, ortaya atma EYun títhemi, the- τίθεμι, θε- zkoymak, vazetmek, ortaya atmak +sis << HAvr *dʰeh₁- (*dʰē-) komak, kılmak

tezahür

Ar taẓāhur تظاهر z [#ẓhr tafāˁul VI msd.] 1. ortaya çıkma, belirme, zuhur etme, 2. birbirine yardım etme Ar ẓahara ظَهَرَ zbelirdi, göründü

tezat

Ar taḍādd تضادّ z [#ḍdd tafāˁul VI msd.] zıtlaşma, çelişme Ar ḍadda ضَدَّ zzıt idi, çelişti

tezek

<< ETü tezek hayvan dışkısı

tezekkür

Ar taḏakkur تذكّر z [#ḏkr tafaˁˁul V msd.] aklına getirme, anma Ar ḏakara ذكر zandı

tezene

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
tāziyāne, vul. tāzāne: kırbaç. "... mızrap" [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
sukāfra [Fa.]: Saz çalacak ālettir ki kemikden ve ağacdan yapıp anınla saz çalarlar. Türkçede tezene ve Arebcede mıżrāb denir.

Fa tāziyāna تازيانه zkırbaç, koşturgaç Fa taχtan, tāz- koşmak

 tazı

Not: "Mızrap" anlamı Türkçede 18. yy'da belirmiş görünüyor.


20.07.2015
tezgâh

Fa dastgāh دستگاه zel yeri

tezhip

Ar taḏhīb تذهيب z [#ḏhb tafˁīl II msd.] altın işleme, altın yaldız Ar ḏahhaba ذَهَّبَ z [II f.] altın işledi Ar ḏahab ذَهَب zaltın

tezkere

Ar taḏkira(t) تذكرة z [#ḏkr tafˁila(t) II msd.] andıç, memorandum Ar ḏakara ذَكَرَ zandı

tezkiye

Ar tazkiya(t) تزكية z [#zkw tafˁīla(t) II msd.] aklama, suçsuzluğuna tanık olma, haklı çıkarma Ar zakā akladı, arıttı

tezvirat

Ar tazwīrāt تزويرات z [#zwr çoğ.] fesatlıklar, hilecilik Ar tazwīr [tafˁīl t.] fesat, sahtelik +āt Ar zāra زار zyamuk veya eğik idi, sahte idi, ikiyüzlülük yaptı