tevkif

tevellüt

Arapça wld kökünden gelen tawallud تولّد z "doğum, doğma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça walada وَلَدَ z "doğurdu" fiilinin tafaˁˁul vezninde (V) masdarıdır.

tevessü

Arapça wsˁ kökünden gelen tawassuˁ توسّع z "1. yayılma, genleşme, 2. (bir yerde) rahat etme, intibak etme" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça wasuˁa وسع z "enli ve geniş idi, yayıldı, yer kapladı" fiilinin tafaˁˁul vezninde (V) masdarıdır.

tevessül

Arapça wsl kökünden gelen tawassul توسّل z "1. yalvarma, dileme, 2. vesile sayma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça wasala وَصَلَ z "ulaştı" fiilinin tafaˁˁul vezninde (V) masdarıdır.

tevhit

Arapça wḥd kökünden gelen tawḥīd توحيد z "birleştirme, bir kılma, birlik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça waḥada وَحَدَ z "bir idi, tek idi" fiilinin tafˁīl vezninde (II) masdarıdır.

tevil

Arapça Awl kökünden gelen taˀwīl تأويل z "1. bir şeyin sonucu, akıbet, issue, 2. bir sözün anlamı, yorum" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça āla آل z "döndü, geri geldi" fiilinin tafˁīl vezninde (II) masdarıdır.

tevkif
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

"alıkoyma, bir yerde bekletme" [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
tevḳīf-i eyyām-i tevaḳḳufte [alıkonduğu günler boyunca] [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
tevḳīfχāne: Mahbes. Yeni Osmanlıca: "... tutuklama" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
tevḳīf: (...) 3. hüküm suduruna kadar maznūn-ı aleyhi tevkifhanede alıkoyma.

Köken

Arapça wḳf kökünden gelen tawḳīf توقيف z "1. durdurma, alıkoyma, 2. koluna bilezik takma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça waḳafa وقف z "durdu" fiilinin tafˁīl vezninde (II) masdarıdır.

Daha fazla bilgi için vakıf1 maddesine bakınız.

Ek açıklama

Yeni Osmanlıca "tutuklama" anlamı Fransızca arrêter "1. durdurma, 2. tutuklama" çevirisidir.

Benzer sözcükler

muvakkıf, tevkifat, tevkifhane


12.11.2014
tevkil

Arapça wkl kökünden gelen tawkīl توكيل z "birini vekil etme" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça wakala وكل z "vekâlet etti" fiilinin tafˁīl vezninde (II) masdarıdır.

tevlit

Arapça wld kökünden gelen tawlīd توليد z "doğurtma, sonuç doğurma, sebep olma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça walada وَلَدَ z "doğurdu" fiilinin tafˁīl vezninde (II) masdarıdır.

tevrat

Arapça tawrā(t) توراة z "Kuran'a göre Musevilerin kutsal kitabı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük İbranice tōrāh תורה z "öğreti, yasa, yasalar kitabı, Musa yasaları külliyatı" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük İbranice yrh kökünden gelen hōrāh הורה z "öğretme, yol gösterme, rehber olma" sözcüğünden türetilmiştir.

tevriye

Arapça wry kökünden gelen tawriya(t) تورية z "amacını veya anlamını saklama, kapalı sözle ima etme" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça warāˀ وراء z "ard, öte" sözcüğünün tafˁila(t) vezninde (II) masdarıdır.

tevsi

Arapça wsˁ kökünden gelen tawsīˁ توسيع z "genişletme" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça wasuˁa وسع z "enli ve geniş idi, yayıldı, yer kapladı" fiilinin tafˁīl vezninde (II) masdarıdır.