tenezzüh

tendon

İng tendon kas lifinin kemiğe bağlanan sert kısmı OLat tendo, tendonem kas lifi EYun ténōn τένων zkas lifi, yay, gergi EYun teinō τεινω zgermek

teneffüs

Ar tanaffus تنفّس z [#nfs tafaˁˁul V msd.] soluk alma, soluklanma Ar nafasa نَفَسَ znefes aldı

teneke

Fa tanga/tanuke تنگه/تنكه z1. ince metal tabakası, 2. Hindistan'a özgü bir tür ince gümüş para Fa tang/tanuk ince +a (≈ Sans tanuka तनुक za.a. ) << HAvr *ténh₂-u-s (*tén-u-s) a.a. HAvr *tenh₂ (*ten-) germek, çekmek

teneşir

Fa tanşūy تنشوى/تنشور z1. bulaşık ve el yıkama suyu dökülen yer, 2. beden yıkama yeri § Fa tan تن zgövde Fa şūy شوى zyıkama, yıkayan (Fa şustan, şūy- شستن, شوى zyıkamak )

tenevvür

Ar tanawwur تنوّر z [#nwr tafaˁˁul V msd.] aydınlanma, beyazlanma Ar nūr نور zışık

tenezzüh

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
tenezzüh: Nezāhet taleb idüp kazāi hācet içün sahrāye çikmak [defi hacet için uzaklaşmak], ırak olmak. "... hava almak" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
tenezzüh: Nefeslenme, açılma, nüzhet bulmak, seyre çıkmak. "... gezmek" [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
tenezzüh: Gezinti.

Ar tanazzuh تنزّه z [#nzh tafaˁˁul V msd.] arınma, (kirli ve sıkıntılı şeylerden) uzaklaşma, ferahlama Ar nazaha نزه zarındı

 nezih


31.12.2014
tenezzül

Ar tanazzul تنزّل z [#nzl tafaˁˁul V msd.] kendini indirme, alçalma Ar nazala نَزَلَ zindi

tenfiz

Ar tanfīḍ تنفيض z [#nfḍ tafˁīl II msd.] delip geçmek, infaz etmek, yürürlüğe koymak Ar nafaḍa نفذ zgirdi, nüfuz etti

tenha

Fa tanhā تنها zyalnız Fa tan تن zgövde, kişi

tenis

İng tennis raketlerle oynanan bir oyun Fr tenez «tutunuz!», eskiden servis esnasında söylenen uyarı cümlesi Fr tenir almak, tutmak Lat tenere, tent- uzatmak, tutmak

tenkil

Ar tankīl تنكيل z [#nkl tafˁīl II msd.] kaçındırma, göz korkutma, başkalarının gözünü korkutmak amacıyla verilen ceza Ar nakala نكل zkaçındı