teğelti

tefviz

Ar tafwīḍ تفويض z [#fwḍ tafˁīl II msd.] ihale etme, bir işi birine ısmarlama Ar fawwaḍa فَوَّضَ z [II f.] ihale etti, ısmarladı

tegafül

Ar taġāful تغافل z [#ġfl tafāˁul VI msd.] gaflet taslama, bilmezden gelme Ar ġafala غَفَلَ zhabersiz idi

tegallüp

Ar taġallub تغلّب z [#ġlb tafaˁˁul V msd.] galip gelme, egemen olma Ar ġalaba غَلَبَ züstün idi, üstün geldi

teganni

Ar taġannī تغنّى z [#ġny tafaˁˁul V msd.] (kumru) ötme, şarkı söyleme Ar ġaniya غَنِىَ zsesini titreterek terennüm etti, kumru gibi öttü

teğel

≈ Fa tigal تگل zyama <? ETü tik- dikiş dikmek

teğelti

TTü: [ Pîr Mehmed b. Yusuf, Terceman, <1461]
al-waliyya [Ar.]: tegelti didükleri keçedür ki eyer altına koyarlar. [ Lugat-i Ni'metullah, 1540]
peşmākend [Fa.]: tegelti ve eyrim ve kürtün. [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
sırmalı kaṭīfe tegeltiler ve çirgi ve eğrimler ile müzeyyen edüp

≈ Fa tagaltū/tagalti eyerin altına konulan keçe, dolgulu battaniye

 teğel


25.09.2017
teğet

ETü teg- değmek +At2

teğmen

TTü teg- değmek +mAn

tehcir

Ar tahcīr تهجير z [#hcr tafˁīl II msd.] yola çıkma, gün doğumunda seyahat etme Ar hacara هجر zgöçtü

tehdit

Ar tahdīd تهديد z [#hdd tafˁīl II msd.] korkutma, tehdit etme Ar hadda هَدَّ zkırdı, yıktı, korkutarak ele geçirdi

tehevvür

Ar tahawwur تهور z [#hwr tafaˁˁul V msd.] sonunu düşünmeden bir işe atılma, delice hücum etme Ar hāra هور zyıktı, çökertti, devirdi