taze

tayyare

Ar ṭayyār طيّار z [#ṭyr faˁˁāl mesl.] uçucu Ar ṭāra طا‎ر zuçtu ≈ Ar ṭayr طير zkuş

tayyip

Ar ṭayyib طَيِّب z [#ṭyb faˁīl sf.] iyi, tatlı, mutlu Ar ṭāba طَابَ ziyileşti, mutlu idi

tayyör

Fr tailleur 1. terzi, 2. «terzi işi», bir tür kadın giysisi Fr tailler biçmek, terzilik etmek +(t)or

tazallüm

Ar taẓallum تظلّم z [#ẓlm tafaˁˁul V msd.] zulümle suçlama, zulüm atfetme Ar ẓalama ظَلَمَ zzulmetti

tazammun

Ar taḍammun تضمّن z [#ḍmn tafaˁˁul V msd.] kefil olma, mantıken içerme Ar ḍamana ضَمَنَ zsöz verdi, sorumluluk aldı

taze

[ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
sevinç, yüz açuklukı = yüz tāzeliki [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
Hazreti Yahyānın cesed-i şerīfi ol deyrde terü tāze dururdu

Fa tāze تازه zyeni, diri, canlı, cari << OFa tāzag/tāzig koşan, diri OFa taχtan, tāz- koşmak +a

 tazı

Not: Anlam evrimi için karş. İng current "koşan" > "cari, yeni".

Benzer sözcükler: taze fasulye, tazelemek, terütaze


22.09.2017
tazı

Fa tāzī تازى z1. koşucu, akıncı, 2. bedevi, Arap Fa/OFa taχtan, tāz koşmak, akın etmek ≈ Ave tak-, taçaiti a.a. << HAvr *tekʷ- seğirtmek, hızlı gitmek

tazim

Ar taˁẓīm تعظيم z [#ˁẓm tafˁīl II msd.] yüceltme, ululama Ar ˁaẓuma عظم zyüce idi

tazip

Ar taˁḏīb تعذيب z [#ˁḏb tafˁīl II msd.] eziyet etme, acı verme Ar ˁaḏāb عذاب z

tazir

Ar taˁzīr تعزير z [#ˁzr tafˁīl II msd.] zorlama, cezalandırma, değnek vurma, İslam hukukunda değnek cezası Ar ˁazara zaptetti, yasakladı

taziye

Ar taˁziya(t) تعزية z [#ˁzy tafˁila(t) II msd.] başsağlığı dileme Ar ˁazā عَزَا zkadere razı oldu, sabretti