tav2

tatmin

Ar *taṭmīn تطمين z [#ṭmn tafˁīl II msd.] Ar iṭminān إطمنان z [ifˁilāl XI msd.] dinme, sakinleşme, huzur bulma

tattoo

İng tattoo dövme (İlk kullanım: 1769 James Cook, İng. kâşif.) Tahiti tatau

tatula

Fa tatula تاتوله zzehirli ve dekoratif bir bitki, datura Hind dhatūra a.a.

taun

Ar ṭāˁūn طاعون z [#ṭˁn] veba, veba kabarcığı Ar ṭaˁana طعن zmızrak veya kılıçla deldi, sançtı

tav1

Ar ṭawˁ طَوْع z [#ṭwˁ faˁl msd.] 1. boyun eğme, itaat etme, rıza, 2. muti, itaat eden, boyun eğen Ar tāˁa طَاعَ zboyun eğdi, razı oldu

tav2

"ışık" [ Seyf-i Sarayî, Gülistan tercümesi, 1391]
tāb "... hararet" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
tāv تاو [pro tāb]: Takat, şu'le, hararet. Vires, potentia, ardor, calor, fulgor

Fa tāb/tāw تاب/تاو z1. ısı, sıcaklık, kızgınlık, 2. (mec.) güç, takat << OFa tāb/tabişn a.a. ≈ Ave tāpayeiti ısıtmak, kızartmak ≈ Sans tápati a.a. << HAvr *tep- sıcak olmak, ısınmak

Not: Demir tavı deyimi "demirin dövülmesi için gereken ısı" anlamındadır. • Aynı HAvr kökten Lat tepidus "ılık", Rus topyt' "kızartmak".

Benzer sözcükler: tava getirmek

Bu maddeye gönderenler: afitap, bitap, mehtap (maytap), pertavsız, tava (tabak1), tavla-, tavsa-, tuvana (natüvan)


15.11.2019
tava

Fa tāba/tāwe تابه/تاوه zpişirme kabı, tava, tepsi << OFa tābag a.a.

tavaf

Ar ṭawāf طواف z [#ṭwf faˁāl msd.] dolanma, dolaşma, gezme, özellikle Kâbe'nin etrafını yürüyerek dolaşma ≈ Ar ṭāfa طاف zbirine uykuda veya rüyada göründü

tavan

?

tavassut

Ar tawassuṭ تَوَسُّط z [#wsṭ tafaˁˁul V msd.] araya girme, aracı olma Ar wasaṭa وَسَطَ zaraya girdi

tavattun

Ar tawaṭṭun توطّن z [#wṭn tafaˁˁul V msd.] mesken edinme, vatan edinme Ar waṭana وطن zikamet etti