tatava

tat|mak

<< ETü tat- tatmak, tat almak

tat1

<< ETü tatıġ lezzet ETü tat-/tatı- tatmak +I(g)

tat2

<< ETü tat yabancı, kâfir, özellikle İranlı

tatar

öz Tatar 1. bir Moğol aşireti, 2. Moğol hanedanı tarafından yönetilen Kıpçak Türklerine verilen ad

tatarcık

öz Tatar Türk veya Moğol asıllı bir göçebe halk +çUk

tatava

"boş gürültü, tantana (argo)" [ Milliyet - gazete, 1983]
bundan böyle edebiyat alanında sadece bu kapağı kaldırılmış kadınların tatavalarını sürdüreceklerini [ Cumhuriyet - gazete, 1999]
eğer gerçekten öldüyse "düzenin bilinçaltı" neden hâlâ bu kadar "tatava" ediyor.

?

Not: Bolu'nun Tatava köyü ile anlam veya köken ilişkisi tespit edilemedi.


19.02.2018
tatbik

Ar taṭbīḳ تطبيق z [#ṭbḳ tafˁīl II msd.] kapak gibi örtme, örtüştürme, uygulama Ar ṭibḳ طبق ztencere kapağı

tatil

Ar taˁṭīl تعطيل z [#ˁṭl tafˁīl II msd.] atıl etme, başıboş bırakma, ihmal etme, salma Ar ˁaṭala عطل zhareketsiz veya başıboş idi

tatmin

Ar *taṭmīn تطمين z [#ṭmn tafˁīl II msd.] Ar iṭminān إطمنان z [ifˁilāl XI msd.] dinme, sakinleşme, huzur bulma

tattoo

İng tattoo dövme (İlk kullanım: 1769 James Cook, İng. kâşif.) Tahiti tatau

tatula

Fa tatula تاتوله zzehirli ve dekoratif bir bitki, datura Hind dhatūra a.a.