taraz

tarantula

İt tarantola bir tür büyük örümcek öz Taranto İtalya'da bir kent +ul°

tarassut

Ar taraṣṣud ترصّد z [#rṣd tafaˁˁul V msd.] gözleme, gözetleme Ar raṣada رصد zgözetledi

tarator

Ven trattòr lokantacı, aşçı [İt trattore] Ven trattar işlemek, iş yapmak, konu edinmek, meslek edinmek +(t)or << Lat tractare a.a.

taravet

Ar ṭarāwa(t) طراوة z [#ṭrw faˁāla(t) msd.] tazelik Ar ṭarī طرى ztaze, yaş Fa tar تر za.a.

tarayıcı

TTü tara- +çI

taraz

"kumaş pürüzü, sarkan iplik" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
taraz طراز: Taraktan hasıl olan pürüz. Tarazlanmak: İpek tel tele pürüzleri çıkmak.

≈ Fa tarāz تراز zbükülmemiş ipek ipliği, tel <? TTü tara-

 tara-

Not: Farsça tār "saç veya iplik teli" ile Türkçe taramak fiili arasındaki ilişki muğlak olduğu gibi, Farsça ve Türkçede ortak olan bu kelimenin yapısı da açık değildir. Ar/Fa ṭirāz "elbise kenarına dikilen püskül, süs, bezek" Orta Farsçadan alıntıdır. Erm daraz տարազ "bezekli giysi, törensel kıyafet" Orta Farsçadan alıntıdır.

Benzer sözcükler: tarazlanmak


10.12.2015
tarçın

Fa dāre çīnī دار چينى z«Çin ağacı», Güney Asya kökenli bir ağacın kabuğundan elde edilen baharat << OFa dāre çēnīk a.a.

taret

İng turret silahla donatılmış küçük kule EFr touret [küç.] küçük kule EFr tour kule << Lat turris a.a.

tarh

Ar ṭarḥ طَرْح z [#ṭrḥ faˁl msd.] atma, çıkarma, bırakma Ar ṭaraḥa طَرَحَ zattı, bıraktı

tarhana

Fa tarχīna/tarχʷāne ترخينه/ترخوانه zkurutulmuş yoğurttan yapılan çorba § Fa tar تر zyaş, ıslak +a Fa χʷān خوان zyemek

tarhun

Ar ṭarχūn طرخون z [#ṭrχn q.] bir tür kokulu ot, dracunculus EYun drákōn δράκων zejder, bir tür ot