taravet

tarafeyn

Ar ṭarafayn طرفين z [dual.] iki taraf Ar ṭaraf طرف z [#ṭrf] +ayn

tarak

<< ETü tarġak saç tarama aleti ETü tarġa- taramak +(g)Ak

tarantula

İt tarantola bir tür büyük örümcek öz Taranto İtalya'da bir kent +ul°

tarassut

Ar taraṣṣud ترصّد z [#rṣd tafaˁˁul V msd.] gözleme, gözetleme Ar raṣada رصد zgözetledi

tarator

Ven trattòr lokantacı, aşçı [İt trattore] Ven trattar işlemek, iş yapmak, konu edinmek, meslek edinmek +()tor << Lat tractare a.a.

taravet

[ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
gül görüp ḥusninüŋ ṭarāvetini [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
Halife gulāmın ... zarāfetinden ṭarāvetinden daŋa batdı [hayrete düştü].

Ar ṭarāwa(t) طراوة z [#ṭrw faˁāla(t) msd.] tazelik Ar ṭarī طرى ztaze, yaş Fa tar تر za.a.

 ter2


25.05.2015
tarayıcı

TTü tara- +çI

taraz

≈ Fa tarāz تراز zbükülmemiş ipek ipliği, tel <? TTü tara-

tarçın

Fa dāre çīnī دار چينى z«Çin ağacı», Güney Asya kökenli bir ağacın kabuğundan elde edilen baharat << OFa dāre çēnīk a.a.

taret

İng turret silahla donatılmış küçük kule EFr touret [küç.] küçük kule EFr tour kule << Lat turris a.a.

tarh

Ar ṭarḥ طَرْح z [#ṭrḥ faˁl msd.] atma, çıkarma, bırakma Ar ṭaraḥa طَرَحَ zattı, bıraktı