tarak

tapyoka

Fr/İng tapioca kasava bitkisinin unu Tupi tipioka

tara|mak

<< ETü tara-/tarğa- saç taramak ETü *tar +(g)A- OFa tār saç, kıl << Ave tąθra- a.a. ≈ Sans tántra तान्त्र ztelli, telli bir çalgı

taraça

İt terrazza eve ait toprak alan, avlu << OLat terraceum a.a. Lat terra «kuru zemin», kara, toprak << HAvr *ters-ā- kuru HAvr *ters- kurumak

taraf

Ar ṭaraf طرف z [#ṭrf faˁal ] bakım, cihet, yan, yön Ar ṭarafa طرف zbaktı, göz attı ≈ Ar ṭarf طرف zgöz

tarafeyn

Ar ṭarafayn طرفين z [dual.] iki taraf Ar ṭaraf طرف z [#ṭrf] +ayn

tarak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
[[tarağa 'tarġak' denir ve 'taradı' sözünden gelir.]] KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
tarak: al-muşṭ TTü: "... tarak şeklinde istiridye" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
istiridye ve midye ve deniz kestānesi ve sülüne ve tarak

<< ETü tarġak saç tarama aleti ETü tarġa- taramak +(g)Ak

 tara-

Benzer sözcükler: taraklamak


05.10.2017
tarantula

İt tarantola bir tür büyük örümcek öz Taranto İtalya'da bir kent +ul°

tarassut

Ar taraṣṣud ترصّد z [#rṣd tafaˁˁul V msd.] gözleme, gözetleme Ar raṣada رصد zgözetledi

tarator

Ven trattòr lokantacı, aşçı [İt trattore] Ven trattar işlemek, iş yapmak, konu edinmek, meslek edinmek +()tor << Lat tractare a.a.

taravet

Ar ṭarāwa(t) طراوة z [#ṭrw faˁāla(t) msd.] tazelik Ar ṭarī طرى ztaze, yaş Fa tar تر za.a.

tarayıcı

TTü tara- +çI