tamim

tam

Ar tāmm تامّ z [#tmm fāˁil fa.] bütün Ar tamma تمّ zbitti

tamah

Ar ṭamaˁ طَمَع z [#ṭmˁ faˁal msd.] göz koyma, aç gözlülük Ar ṭamaˁa طَمَعَ zgöz koydu

tamam

Ar tamām تمام z [#tmm faˁāl msd.] 1. bitme, bitim, bitiş, tamlık [isim], 2. bitmiş, bütün [sıfat] Ar tamma تَمَّ zbitti

tambur1

Ar/Fa ṭambūr طنبور zHorasan veya Orta Asya'ya özgü bir tür telli çalgı ~? OTü dambırtı/dambıra onom

tambur2

Fr tambour 1. silindir şeklinde davul, 2. mimaride silindir şeklinde kubbe altlığı << EFr tabour davul Ar ṭabl طبل za.a.

tamim

[ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
cemˁ-ı ˁasker fermānını Rum ili ve Anadolı ümerāsine taˁmīm ittı [asker toplama fermanını R. ve A. emirlerine genelge ile bildirdi]

Ar taˁmīm تعميم z [#ˁmm tafˁīl II msd.] genelleştirme, kamuya maletme, genelge Ar ˁamma عمّ zherkesi kapsadı

 umum


12.11.2014
tamir

Ar taˁmīr تعمير z [#ˁmr tafˁīl II msd.] canlandırma, diriltme, onarma Ar ˁamara عَمَرَ zcan verdi, bayındır kıldı

tamperaman

Fr tempérament 1. ölçü, ölçek, özellikle müzikte akort dengesi, 2. huy, mizaç Lat temperamentum Lat temperare [den.] bir şeyi ölçülü ve zamanlı yapmak, orantılı karıştırmak, itidalli olmak +ment° Lat tempus, tempor- zaman

tampon

Fr tampon tapa, pansuman fitili, keçe, darbe emici, otomobil tamponu << EFr tapon tapa, tıkaç, ağızdan dolma toplarda barut sıkıştırma aracı Ger *tappo tapa, tıpa

tamtam

Fr tam-tam vahşi kabilelere özgü davul onom

tamu

<< ETü tamu cehennem Sogd tm, akk. tmw Hıristiyan ve Mani öğretisinde cehennem Ave təmah- karanlık, (mec.) akıl kararması, delilik (Kaynak: Barth sf. 648-649)≈ Sans tāmasa तामस zkaranlık yer, gece, dünyanın sonu