tali

talan

<< OTü talan/talaġ akın, yağma ETü tala- çarpmak, saldırmak +In

talasemi

Fr talassémie İng thalassemia Akdeniz kansızlığı adı verilen hastalık (İlk kullanım: 1932 Whipple & Bradford, Amer. tabip.) § EYun thalassa θάλασσα zdeniz, özellikle Akdeniz EYun ʰaîma ἁῖμα zkan

talaş

Fa tarāş/tarāşe تراش/تراشه ztestere veya rende artığı, yonga

talebe

Ar ṭalaba(t) طلبة z [#ṭlb faˁala(t) çoğ.] 1. talipler, talep edenler, 2. medrese öğrencileri, şakirtler Ar ṭālib طالب z [t.] talep eden

talep

Ar ṭalab طَلَب z [#ṭlb faˁal msd.] 1. isteme, 2. istek, dilek Ar ṭalaba طَلَبَ zistedi, diledi

tali

[ Sinan Paşa, Tazarru'nâme, 1482]
ẓulmet ṭābiˁ-ı nūrdur [karanlık ışığa tabidir] ve ġussā tālī-i sürūrdur [keder mutluluğun takipçisidir] [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
tālī: Art kovan, arkadan gelen sınıf, ikinci sınıf.

Ar tālī تالٍ z [#tlw fāˁil fa.] izleyen, arkadan gelen Ar talā تَلَا zizledi, takip etti

Bu maddeye gönderenler: tilavet


28.07.2015
taliban

Fa ṭālibān طالبان ztalipler, talebeler Ar ṭālib طالب ztalep eden, öğrenci

talih

Ar ṭāliˁ طالع z [#ṭlˁ fāˁil fa.] yükselen yıldız, şans Ar ṭalaˁa طَلَعَ zçıktı, belirdi, yıldız veya güneş doğdu

talik

Ar taˁlīḳ تعليق z [#ˁlḳ tafˁīl II msd.] asma, erteleme, koşula bağlama Ar ˁalaḳa علق zasıldı

talika

Mac talyiga yaylı at arabası

talim

Ar taˁlīm تعليم z [#ˁlm tafˁīl II msd.] öğretme, ilim sağlama Ar ˁalama علم zbildi