talasemi

takviye

Ar taḳwiya(t) تقوية z [#ḳwy tafˁīla(t) II msd.] güçlendirme, kuvvetli kılma Ar ḳawwā قَوَّا z [II f.] güçlendirdi

takyidat

Ar taḳyīd تقييد z [#ḳyd tafˁīl II msd.] kısıtlama, şarta bağlama, kayıt altına alma +āt Ar ḳāda bağladı

talak

Ar ṭalāḳ طلاق z [#ṭlḳ faˁāl msd.] boşama, boşanma Ar ṭalaḳa طَلَقَ zsalındı, serbest kaldı, boşandı ≈ Aram ṭəlaḳ טְלַק zatmak, salmak

talakat

Ar ṭalāḳa(t) طلاقة z [#ṭlḳ faˁāla(t) msd.] serbest ve neşeli olma, azadelik, sıkıntısızlık Ar ṭalaḳa ipinden kurtuldu, boşandı, azat oldu, salındı

talan

<< OTü talan/talaġ akın, yağma ETü tala- çarpmak, saldırmak +In

talasemi

[ Milliyet - gazete, 1977]
Akdeniz bölgesinde sık olan 'talasemi kansızlığı' ele alınmıştır

Fr talassémie İng thalassemia Akdeniz kansızlığı adı verilen hastalık (İlk kullanım: 1932 Whipple & Bradford, Amer. tabip.) § EYun thalassa θάλασσα zdeniz, özellikle Akdeniz EYun ʰaîma ἁῖμα zkan

 hem(o)+


04.01.2016
talaş

Fa tarāş/tarāşe تراش/تراشه ztestere veya rende artığı, yonga

talebe

Ar ṭalaba(t) طلبة z [#ṭlb faˁala(t) çoğ.] 1. talipler, talep edenler, 2. medrese öğrencileri, şakirtler Ar ṭālib طالب z [t.] talep eden

talep

Ar ṭalab طَلَب z [#ṭlb faˁal msd.] 1. isteme, 2. istek, dilek Ar ṭalaba طَلَبَ zistedi, diledi

tali

Ar tālī تالٍ z [#tlw fāˁil fa.] izleyen, arkadan gelen Ar talā تَلَا zizledi, takip etti

taliban

Fa ṭālibān طالبان ztalipler, talebeler Ar ṭālib طالب ztalep eden, öğrenci