talakat

takva

Ar taḳwā تقوَى z [#wḳy msd.] günahtan sakınma Ar waḳā وَقَا zkoruma, sakınma

takvim

Ar taḳwīm تقويم z [#ḳwm tafˁīl II msd.] 1. düzeltme, doğrultma, reform, 2. konum belirleme, enlem ve boylam ölçme, 3. almanak, takvim

takviye

Ar taḳwiya(t) تقوية z [#ḳwy tafˁīla(t) II msd.] güçlendirme, kuvvetli kılma Ar ḳawwā قَوَّا z [II f.] güçlendirdi

takyidat

Ar taḳyīd تقييد z [#ḳyd tafˁīl II msd.] kısıtlama, şarta bağlama, kayıt altına alma +āt Ar ḳāda bağladı

talak

Ar ṭalāḳ طلاق z [#ṭlḳ faˁāl msd.] boşama, boşanma Ar ṭalaḳa طَلَقَ zsalındı, serbest kaldı, boşandı ≈ Aram ṭəlaḳ טְלַק zatmak, salmak

talakat

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
ṭalāḳat: Bene habere, temperatum esse (diem) [ferah ve rahat olma] YO: "... dilde akıcılık" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ṭalāḳat: Selāset-i lisan.

Ar ṭalāḳa(t) طلاقة z [#ṭlḳ faˁāla(t) msd.] serbest ve neşeli olma, azadelik, sıkıntısızlık Ar ṭalaḳa ipinden kurtuldu, boşandı, azat oldu, salındı

 talak

Not: "Dilde akıcılık" anlamı geç dönem Osmanlıcaya özgüdür.


23.10.2014
talan

<< OTü talan/talaġ akın, yağma ETü tala- çarpmak, saldırmak +In

talasemi

Fr talassémie İng thalassemia Akdeniz kansızlığı adı verilen hastalık (İlk kullanım: 1932 Whipple & Bradford, Amer. tabip.) § EYun thalassa θάλασσα zdeniz, özellikle Akdeniz EYun ʰaîma ἁῖμα zkan

talaş

Fa tarāş/tarāşe تراش/تراشه ztestere veya rende artığı, yonga

talebe

Ar ṭalaba(t) طلبة z [#ṭlb faˁala(t) çoğ.] 1. talipler, talep edenler, 2. medrese öğrencileri, şakirtler Ar ṭālib طالب z [t.] talep eden

talep

Ar ṭalab طَلَب z [#ṭlb faˁal msd.] 1. isteme, 2. istek, dilek Ar ṭalaba طَلَبَ zistedi, diledi