takatuka

taka

?

takaddüm

Ar taḳaddum تقدّم z [#ḳdm tafaˁˁul V msd.] önden gitme, önceleme, rütbece başkasından önce gelme Ar ḳadama قدم zönde veya önce idi

takallus

Ar taḳalluṣ تقلّص z [#ḳlṣ tafaˁˁul V msd.] büzüşme, (giysi) çekme, kısalma Ar ḳalaṣa قوص zçekti, büzüştü

takas

Ar taḳāṣṣ تقاصّ z [#ḳṣṣ tafāˁul VI msd.] kısas etme, göze göz dişe diş Ar ḳāṣṣa [III f.] ödeşti, öç aldı

takat

Ar ṭāḳa(t) طاقة z [#ṭwḳ] güç, kuvvet, mecal Ar ṭāḳa طاق zgücü yetti, yapabildi

takatuka

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
takatuka, taktuka: Darbe-i tīr ve külünk [kılıç ve balta darbesi]. Tütün çubuğunu silkmek için vurdukları toplu tabla. Tıngırtılı, çengelli mahfazalara ve tirkeşe denir. [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
takatuka: (matbaacılıkta) hurufatı vurarak tesviyeye mahsus takoz.

onom tak tuk çoğul ağaç darbesi sesi

 tak2


04.12.2015
takaza

Ar taḳāḍā تقاضَى z [#ḳḍy tafāˁul VI msd.] 1. dava etme, 2. zorunlu kılma, gerektirme Ar ḳaḍā قَضَا zyargıladı

takbih

Ar taḳbīḥ تقبيح z [#ḳbḥ tafˁīl II msd.] ayıplama, kabahat yükleme Ar ḳabuḥa قبح zkötü veya çirkin idi

takdim

Ar taḳdīm تقديم z [#ḳdm tafˁīl II msd.] öne sürme, önceleme Ar ḳaddama قَدَّمَ z [II f.] öne sürdü

takdir

Ar taḳdīr تقدير z [#ḳdr tafˁīl II msd.] 1. ölçü ve değer biçme, değer verme, beğenme, 2. kader, kısmet Ar ḳadara قَدَرَ zgücü yetti, boy ölçüştü

takdis

Ar taḳdīs تقديس z [#ḳds tafˁīl II msd.] kutsama Ar ḳadusa قدس zkutsal ve aziz idi